|
Siverek Tarihi
Tarihçilerin genel ifadesiyle Mezoptamya "Tarihin
Sahidi" dir. Dünya üzerinde bu kadar çok savas yasandigi
baska bir bölge yoktur. Pek çok sayidaki medeniyete ev sahipligi
yapmis olan Mezopotamya Bölgesi, tarihin hiçbir döneminde önemini
kaybetmemistir. Bu önemini firat ve Dicle'nin ortasindaki verimli topraklarina
borçludur.Burasi, biraz güçlenen devletlerin ele geçirmek
istedigi bölgelerin basinda gelmistir.
Tarih boyunca her iki nehre yakin yerlerde önemli kentler
kurulmus ve saglam kaleler yapilmistir. Tarihin en kanli savaslari bu bölge
için meydana gelmistir. Hititler, Asurlar, Mitanniler, Akatlar, Urattular,
Medler, Persler, Romalilar, Bizansizlar, Eyyubiler, Selçuklar, Mogollar,
karakoyunlular, Akkoyunlular ve Osmanlilar bu topraklara sahip olmustur. Bölge
Osmanli idaresine girdikten sonra uzun yillar savassiz bir dönem geçirmistir.
Günümüzde bu bölge(Mezopotamya) Türkiye,
Irak ve Suriye'nin Sinirlari içerisinda kalmaktadir. Iste Siverek Dünya
Cografyasi Açisindan bu kadar önemli bir bölgenin merkezinde
yer almaktadir. Tarihin ilk çaglarinda Siverek ve çevresi degisik
isimlerle anilmistir. Tarih kitaplarinda HALZIDIMA olarak geçen bölgenin
merkezi KINABA yani Siverek Kasabasi idi.Asurlular dönemine rastlayan bu
isimlendirmede bugunkü Siverek'in yerinde oldugu bilinen Kinabu sehri kanli
savaslara sahne olmus bir kenttir. Bazi kaynaklarda Halzi-Luka olarak da gösterilmektedir.
Bu bölgeye verilen isimlerden biride Hitit-Asur-Mitanni dönemlerinde
KUMMUH bölgesi olarak geçmektedir.
Kummuh bölgesi Diyarbakir ile Urfa arasindaki bölgeyi
kapsamaktadir. Asur vesikalarinda KUTMUKHi olarak geçen bu sehir devletinin
yeri, Prof. Dr. Firuzan KINAL'a göre tam olarak tesbit edilmemistir.Hititlerin
bu bölgeden çok sayida sehir devletleri bulunmakta idi. Siverek
bölgesi de batida Kizzuwadna'ya kadar önemli kent olan ISUWA'ya kadar
komsu idi. O dönemlerde adi ISMERIKA olarak geçen Siverek, Mitanni
devletinin önemli sehir devletlerinden biridir. Bir süre ARAMi(SÜRYANI)
göçlerine sahne olan Siverek'in özellikle Karacadag taraflarina
Aramiler yerlesmis ve burasi için KISYARI(KASYARI)ismini kullanmislardir.Aramiler
bu dönemlerde Siverek'te etnik olmuslarsa da Asurlulularin sürekli
baskilari neticesinde bölgenin idaresini onlara terk etmek zorunda kalmislardir.
Aramiler döneminde Süryaniler tarafindan ismi sebhabherrak olarak
isimlendirilmistir.
Ermenilerin hakim olduklari dönemlerde Sevaverek olarak
geçen ismi Araplarin eline geçtikten sonra adi Es-süveyda
olarak degismistir.Haçli kontlugu döneminde Siverek'in ismi Sovorak
olarak haritalarda yer almaktadir. Genel Tarihçi Urfali Metaos eserinde
Siverek'in ismini Sevaragk olarak vermekte, ayni dönemlerde Ebul Farac
ise ismi Sibabarak olarak yazmaktadir. Bizanslar döneminde ise ismi Sebaberak,
Severak ve as-suwaida olarak geçmektedir. Selçuklu ve Osmanli
dönemlerinde Siverek'in ismi bugünkü kullanildigi sekliyledir.Mezopotamya
Bölgesi degisik isimlerle anilmaktadir. Yunanli Tarihçiler Dicle
ve Firat arasinda kalan sahanin yukari kisimlarini Yukari Mezopotamya diye adlandirmaktadirlar.
Islam Cografyacilarida bölgeyi ada anlaminda(El- Cezire)
diye isimlendirmektedir. Ortalarda Urfa, Mardin ve Diyarbakir bölgelerinin
en fazla dikkat çektigi, El-Cezire mintikasinin genel hatlariyla batisinda
Sam, batisinda Antep, Maras, ve Malatya, dogusunda Dogu Anadolu Bölgesi,
güneyinde ise Irak yer almaktadir. Ebu'l Fida'ya göre bu saha kuzeyda
Malatya ve Amid(Diyarbakir) ile baslar, güneyde Anbar'dan Tekrit'e uzanan
bir hatla Iraktan ayrilir. El-Cezire bölgesinin en büyüyk sehri
Dicle üzerindeki Musul olan Diyar-i Riba, Firat üzerindeki Rakka(daha
yukarida Urfa) eksenli Diyar-i Mudar ve Amid merkezli ve en küçügü
sayilan Diyar-i Bekir olmak üzere üç mintikaya taksim edilir.
Bugün El-Cezirenin kuzeyi Türkiye, güneyi ise Irak topraklarinda
yer almaktadir.
Siverek Diyar-i Mudar sehirlerinden biridir. Cografyacilar
ve Tarihçiler bu bölgeden bahs ederken kullandiklari "Bilad-i
Sarkiyye" ismi anlam olarak Dogu Vilayetleri kelimelerini karsilamaktadir.
Selçuk'lularda Eyyubi'lerde ve Osmanli'larda kullanilan Bilad-i Sarkiyye,
Dogu Karadeniz Bölgesini disarida birakacak sekilde, Trabzon'dan Iskenderun'a
çekilecek bir hattin dogusunu ifade etmektedir. Mesela Selahaddin-i Eyyubi'ye
göre kuzeyde olmasina ragmen onun 1182-1185 yillarinda gerçeklestirdigi
sefer ve fetihler "Sark icraatlari" olarak kaydedilmektedir.Ayni sekilde
Türkiye Selçuklu Sultani Izeddin Keykavus'un Haleb sehri öncesinde
Urfa ve Harran üzerine yürüyüsü de "Melik Esrefin
elinde bulunan Bilad-i Sarkiyye'ye gidisi..." basligi altinda zikredilmekte
ve olaylar anlatilirken Hisn-i Keyfa(Hasankeyf), Meyyafarikin(Silvan), Amid(Diyarbakir),
Ruha(Urfa), Harran, Siverek, Sincar, Halep ve Tell baser gibi yerlerden bahsedilmektedir.
Yukarida cografi mekanini tarihi kaynaklar isiginda belirlemeye çalistigimiz
Siverek ve çevresi bugün Türkiye Cumhuriyeti sinirlari içerisinde
Güneydogu Anadolu Bölgesinde Sanliurfa vilayeti sinirlari dahilinde
yer almaktadir.
ILK CAG TARIHI
Anadolu'da bilinen ilk tarihi devir Tas Devridir.Madenlerin bilinmedigi bu çag,
Eski ve Yeni Çag Tas Devri olmak üzere ikiye ayrilir.Bu devri Kalkolotik
dönem(Bakir-Tas Dönemi)izler. Daha sonra Tunç çaginda
bakir ve kalay karisimiyla daha dayanikli hale getirilmis madeni esyalar yapilmaya
baslanmistir.Tunç çagi erken, orta ve geç olmak üzre
üçe ayrilir. Siverek çevresinde yapilan kazi çalismalari
bölgenin ilk çag tarihi hakkinda bilgiler vermektedir.Ancak yapilan
kazi çalismalarinin az olusu dolayisiyla bugün için Siverek
tarihi tam olarak aydinlatilmamistir. Bubunla beraber az sayidaki kazi çalismalarindan
ve yüzey arastirmalarindan Kalkolotik dönemle ilgili önemli bilgiler
ortaya çikarilmistir. Hassek Höyük'te yapilan kazi çalismalari
burada yasayan kavimler hakkinda bilgi vermektedir. Yapilan kazilar sonucu "Anadoludaki
ilk Sümer yerlesmesinin" burada oldugu ortaya çikarilmistir.
Adi geçen kazilarda M.Ö 3400'lü yillarda Hassek Höyük'e
gelen göçmenlerin tümüyle Güney Mezopotamya gelenegine
bagli konutlar yaptiklari saptanmistir. Tas temeli olan konutlarin kerpiç
duvarlari tipki Güney mezopotamyadaki Uruk yerlesmesindeki gibi pismis
topraktan mozaik çivilerle bezelidir. Sokaklar yuvarlak çakillarla
kaplidir.Yerlesme bir sur içerisindedir. Kazi çalismalari sonucu
Höyüklerden ve yüzey arastirmalarindan elde edilen bilgiler Siverek
ve çevresinde yasamin M.Ö. 5000-3500 yillari arasinda basladigini
ortaya koymaktadir.
SÜMERLER
Mezopotamyanin en güçlü medeniyetlerinden olan
ve yazinin icadiyla tarihte önemli bir yere sahip olan Sümerler Anadoluda
bilinen ilk yerlesmelerini Siverek'te yapmislardir. Siverek çevre köylerinde
yapilan kazi çalismalari Sümerler'in Firat Nehri kenarlarina yakin
bölgelerde yakin siteler olusturduklari ortaya koymaktadir. Sümer
Krali Logazekis M.Ö 2850 yilinda bölgeyi almistir.Ayni dönemlerde
Samiler ve Elamlarin da bu bölgede çesitli siteleri mevcuttur.Bölgelerde
adi geçen bu sehir devletlerinden Haldizima:Siverek ve çevresinden
ibarettir. Merkezi Kinaba yani Siverek Kasabasidir
SUBARTULAR
M.Ö. 3000'li yillarda bugün Yukari Mezopotamya olarak
bilinen Firat, Dicle Nehirleri arasinda kalan bölgeye Subartu(irmaklar
Arasi)denmektedir.Savasçi oymaklari ise Sabaru denmekteydi. Bu bölgenin
ilk medeni ahalisi Subarulardan sayilan Hurri'lerdir. Hurri Babil dilinde "magara"
anlamina gelmektedir. Hurri sehrinin bugünkü Urfanin yerinde oldugu
kabul edilmektedir.Bölgenin güçlü kavmi olan hurriler
Zagros daglarindan Güneydogu Anadolu ve Suriye Arasindaki bölgeye
hakim olmuslardir. Mezopotamya Bölgesi Babil'in birinci hanedaninin büyük
Amorit Krallarinin egemenliginde birlesmis durumda iken dedesinin yerine Hitit
Krali olan Mursili Doguda Firat ve ötesindeki zengin topraklara yürüdü.
M.Ö 1595 yilinda Babil düstü ve Amorit hanedanligi sona erdi.Kral
Mursil döneminde Suriye ve Mezopotamya'nin tümü alindi. Bu dönemde
Mezopotamya bölgesinde Hurrilerin de dahil oldugu çok sayida küçük
kralliklar bulunmakta idi.Ancak bölgenin hakimi Hitit Krali Mursil'in,
Hantili tarafindan öldürülmesi Hititler için felaketin
baslangici olmustur. Hititlerin güneyde ele geçirdikleri topraklar
Hurriler tarafindan geri alindi. Anadoluda birbirinden bagimsiz kent topluluklari
Hattusas krallarinin etkisiyle birlesince, Hititler imparatorluk olmuslardir.Hurriler
Hititlerin idaresinde güçlendiler.Ancak bu sefer kuzey Mezopotamyada
Mitanni adinda basa çikilmasi güç bir ulus ortaya çikti.
Uzun Müddet Hurri adi altinda yasayan boylar M.Ö. 2000 ortalarinda
biri Hurri digeri mitanni adi altinda iki konfederasyona ayrildilar.Küçük
bir birlik olan Mitanni Kralligi yavas yavas Hurriler aleyhine genisledi ve
sonunda onlarin yerine egemen oldular.Mitannilerin Siverek ve çevresinde
etkin olduklari bilinmektedir.
MITANNILER
M.Ö 16. Yüzyil sonlarinda Hurri Kralligini ortadan
kaldiran Mitanilerin ülkesi bir yandan Kuzey Suriye üzerinden Kenan
Iline, öte yandan Firatin toros silsilesindeki dar geçitlerine varan
daglik sahaya ve oradan da Malatya bölgesine kadar yayilmistir. Harran,
Urfa, Halep, Antakya, Kades gibi sehirler Mitanni egemenlgi altina girmislerdir.
Diyarbakir Bölgesinin kuzeybati ve güneybati bölümü
de Mitanni ülkesinin sinirlari içerisinde kaliyordu. Mitanniler
Wassugani sehrini merkez edinmislerdi. Wassugani sehri soylularin ve komutanlarin
oturdugu bir sehirdi. Wassugani sehrinin yerini tarihçiler ve arkeologlar
sehrin kalintilari bulunmadigindan tam olarak tespit edememislerdir. Bazi tarihçiler
tarafindan Resulayn, yani bugünkü Ceylanpinar oldugu iddia edilse
de, Ceylanpinar ve çevresinde yapilan kazilarda ve çalismalarda
Mitanniler ile ilgili hiçbir kanit bulunamamistir.bugünkü Harran,
Urfa, veya Siverek yakinlarinda olabilecegine dair iddialar bulunmaktadir. Siverek
Mitanniler döneminde önemli bir kent devleti oldugu ortaya çikan
belgelerden anlasilmaktadir. Hitit Krali 2.Amenophis M.Ö.1450-1425 Mitanni'de
güçlü bir direnisle karsilasinca, Kuzey Mezopotamya ve Suriyeden
eline çekmek zorunda kaldi. Misirlilar ve Mitanniler anlasarak birlesik
devletler kurdular. Suppilulima Hitit Krali oluncaya kadar Hititlere zorluk
çikardilar. Suppilulima basa geçtikten sonra Firati geçti
ve mitannilerin baskentine saldirdi. (M.Ö 1365)Ancak bu dönemde ele
geçiremedi.M.Ö.1340 yilinda tekrar bölgeye gelen Suppilulima
Mitanni ülkesini kendine baglamistir. Suppilulima ölünce yerine
oglu Arnuvandas geçmistir. Ancak Kral Arnuvandas 2 yil yasamistir.Kral
Arnuvandas döneminde Mitannilerle Ismerika(siverek)antlasmasi yapilmistir.
Mitanni ülkesinin önemi Asur ve Hitit devletleri arasinda tampon bir
devlet olmasiydi. Mitanni krali 2.Suttarna öldükten sonra Mitanni
ülkesi tahtin varisleri arasinda paylasildi.
HITITLER
Anadolu'nun tunç Çaginin ilk topluluklari arastirildiginda arkeologlar
çok sayida kültür belgesi saptanmistir. Bu tespit o dönemde
Anadolu'da çok sayida göçebe hayat tarzina sahip topluluklarin
varligi ile izah edilir. Anadolunun degisik bölgeleri arasinda çok
belirgin kültür farkliliklari vardir. Bu farkliliklarin özünde
Anadolunun o dönemlerde çok sayida kapali siyasal bölgelerden
olusmasi yatmaktadir.Hitit Devletinin ismi mezopotamya kaynaklarinda "Hatti",
Misir kaynaklarinda ise "Kheta" olarak geçmektedir. Asur çivi
yazilarinda Anadolu'dan bahsedilirken de Hatti ismi kullanilmaktadir. Orta Anadoluda
Antik kapadokya ilk gelen Hitit boylarinin, kurmus olduklari sehirler ve çevresindeki
topraklariyla egemenlikleri oraninda ülkeye doguda firat nehrine, batida
Sakarya ve Porsuk nehri yöresine, kuzeyde Kizilirmak sinirlarina, güneyde
ise Akdeniz'e kadar Toros ve Antitoros eteklerine dek yerlesmelerine genislettiklerini
yazili belgeler ve maddesel kalintilar ortaya koymaktadir. Hitit Devleti, baska
bir deyimle Hitit Imparatorlugunun güçlü ve erkinin dorugunda
(M.Ö.1385-1250) politik denetim alanini Suriye'de Kades sehri yöresine
kadar genisletmis oldugu, Hitit ve Misir kökenli yazili belgelerde saptanmistir.
Hitit Konfederasyonuna dahil olan devletler Anadolu ve Suriye bloku olmak üzere
iki grupta toplanmaktadir.Anadolu grubuna Mitanni ve Hurri Kralliklari da dahildir.
Siverek bu dönemde Mitanni hakimiyetinde önemli bir kent olup, Hititler
ile Mitanni arasinda yapilan mücadele ve antlasmalara sahne olmustur.Hititlerle
ile ilgili bildiklerimizin cogu Bogazköy'de ortaya çikarilan Hitit
Devleti arsivlerinden gelmektedir.Bu belgelerin cogu özellikle komsu devletler
ile yapilan anlasmalardan olusmaktadir. Yapilan Anlasmalardan biri de Ismerika(Siverek)
anlasmasidir.Ismerika O dönemlerde önemli kentlerden birisidir.
ISMERIKA SIVEREK ANLASMASI Hitit imparatoru Suppiluliuma'nin
ölümünden sonra yerine büyük oglu Arnuwandas geçer
ve Ismerika(Siverek) ile bir anlasma yapar.Bu dönemde Ismerika açikça
kismi devlet Mitanni kralliginin topraklarini Kurtiwaza(kili-Teschup)geri almistir.Fakat
Kurtiwaza, Hititlerle yapilan anlasma sirasinda hayatta degildi. Onun henüz
ergenlik çagina gelmemis bir varisi (oglu) vardi.Bu tek varisin yerine
15 erkege yönetim için and içtirilmisti.Ancak biri Zaplippa'dan
ve biri Irrite'dendi.Bu erkekler Kizzuwadna'nin çesitli bölgelerinde
hüküm sürmekteydi. Bu bölgeler tamamen Hitit kralinin elinde
idi.Onlarda muhtamelen Wassugana'nin belirli bölgelerine tayin edildiler.Burada
adi geçen yerlerin, bugün nerelere karsilik kullanildiklarini saptamak
mümkün degildir. Hititler ve Mitanniler arasinda yapilan anlasmanin
Türkçe metni asagidaki gibidir.
ISMERIKA ANLASMASI Takip eden konusmada Arnu, Büyük
Kral, Hatti ülkesinin krali dediki, Bunu Tanri'nin yemin altinda yaptim.
Sen Kral, Kraliçe ve prensin karsisindaydin ve sevgiyi muhafaza ettin
Hatti'da..ve gör yüzlerce sahidi... Günes Tanrisi Arinna, Hava
Tanrilari Zabada, Halab, Harpat, Gökyüzü ve Yeryüzü
kral ve kraliçeler (bunlar Sahitler) çevre ülkerden herhangi
biri bu baba, anne, agabey, veya kizkardes mülteci olarak gelebilir. Mültecilerden
önce Hatti ülkesinden nefret etmeyin. Ordu Zaltaija'yi her durumda
askerlerimizin üzerine çevirir, onlari korurlar, fakat onlardan
baska korumayin Sadece kendinizi korumaniz iyidir. Eger sizden önce onu
korursa, kötü konusan kim olursa olsun kimse onu saklamayacak ve onu
teshir edecektir. Eger ülkenin ortasinda bir sehir, Ismerika Halki, sivil
halk yikima ugrarsa siz mejestelerinin liderliginde koyun ve keçileri
alin.eger sehin ortasinda bri ev varsa ve bu ev içindeki erkeklerle olur.
Sizin agir silahli askerlerinizle ilgili olarak geçmis zamanlarda her
seferinde Ismerika'dan yüz elli kisi geldi. Simdi ben bir kisitlama getiriyorum.Sizin
için bu altmis silahli askeri belirtmek için Ama sadece özgür
olanlarin yürümesi için. Bir köle veya parali asker silahli
kuvvetlere gönderilmeyecek ve bu yemin altinda olacak ama ülke yeniden
büyürse daha fazla silahli asker gönderilecek Simdi gör
Ismerikali insanlar bu yeminle birlesirler ve ileride kral , kraliçe,
prenses ve Hatti ülkesini korurlar. Ileride sizin çocuklariniz da
kralin çocuklariyla torunlarinizda kralin torunlariyla bu yeminle baglanir.Ve
siz Ismerika halki bu yemini ettiniz. Bu yemine sizin esleriniz ve çocuklariniz
da dahildir. Kim bu yemini bozarsa hazirlanip onun evi yerle bir edilir. Evi
tarlasi, Baglar dahil olmak üzere yakilir. Yukaridaki anlasma özetle
su olaylardan bahsetmektedir. (yönetime getiriln Erkekler, Hitit ülkesinin
Kralini, kraliçesini ve onlarin çocuklarini korumak üzere
yemin ettiler. Ismerikanin askeri gücünün Takviyesi ülkedede
cereyan eden aksilikler nedeniyle, simdiki gücün beste ikisi ile sinirlandirildi.
Yani 150 seçkin erkek yerine, 60 erkekle sinirlandirildi.Ancak bunlarin
köle yada parali asker olmasi gerekir. Çünkü Arnuwundas
bunlardan bayraga saygi beklemiyordu. Mülteciler Ismerika halkini korkutmamali,
aksine onun ordusunun düzenine uymalidir.Eger bir kent, ev yada tek bir
adam(erkek) sadakatsizlesir ya da suç isler ise suçlu erkek öldürülmeli,
sehir imha edilmeli, tebaa ve köleler Hitit Kralina gönderilmeli,
Fakat davar Ismerika halki tarafindan alikonulabilir. Bunlar yani yukarida belirtilenler,
Hitit mitanniler arasinda olan sözlesmenin bize ulasabildigi kadariyla
en önemli hükümleridir. Hititler ele geçirdigi bölgeyi
iyi yönetememistir.Kendilerine bagli kralliklarin ihtiyaçlarina
cevap veremediklerinden yikilmislardir. Hititler yikidiktan yarim yüzyil
sonra Marmaradan doguda Asur topraklarina kadar iç Anadolu'nun tümünü
kapsayan Frig kralligi kuruldu.Frigler Asur kaynakalarinda "Muskiler"
Olarak geçmektedir. Bunlar Kuzey Suriye ve Mezopotamya sinirlarinda daglik
bölgede yasiyorlardi ve Asurlular ile çok uzun süre bir mücadele
etmis. Bazen de onlarla ortaklik kurmuslardir.
URATTULAR
Urartu Krali I.Argritis batida Supa(Elazig), malatyadaki Khata
Beyligi Ve Urfa-Diyarbakir arasindaki Kummuh Kralliklarini Urartu'ya bagladi.Bundan
önce Kummuh Kraligi sinirlari Içerisinde bulunan Siverek bu dönemden
itibaren Urartularin hakimiyetibne geçmistir. Ancak Urartular döneminde
Siverek ile ilgili henüz herhangi bir belgeye rastlanmamistir.
ASURLAR
Anadoluda M.Ö. 19-18. yy. arasindaki zamana "Asur
ticaret kolonileri çagi" denilmektedir. "Kültege Çagi"da
denilen bu çag, Orta Bronz Devrinin ilk safhasina rastlamaktadir. Kültepe'de
bulunan tabletlerde Anadoluya ait yüzlerce sehir adi geçmektedir.
Asurlar koloniler halinde yasamaktadirlar ve Anadolu Kralliklarinin egemenliklerinde
idiler. Bu küçük devletler zaman zaman birbirleriyle savasiyor,
bazende itifak yapiyorlardi. Mezopotamya, Orta Anadolu Ve Kuzey Suriye ile ilk
canli dis ticareti kurmuslardi. Asurlar uzun bir süre Misir ve Hitit Kralliklarina
bagli kaldilar.Asurlularin Orta Anadoluda faaliyet gösterdikleri sirada
Dogu ve Güneydogu Anadolu'da Hurrilerin hüküm sürdükleri
bilinmektedir. M.Ö. 105'te Asur Krali Adad Nirari basa geçmistir.Adad
Nirari'den sonra tahta geçen I.Salmanasar dönemi(M.Ö. 1290)sürekli
savaslarla geçen bir dönemdir.Karacadag bölgesinde yasayan
Aramilere savas açan I Salmanasar Siverek ve urfa bölgelerini ele
geçirerek Firat'a kadar ilerledi.Fakat arkadan çikan karisikliklardan
dolayi çabuk geri çekilmek zorunda kaldi. M.Ö. 1060 yilinda
Asurlularda çöküs devri baslayinca, bölgenin büyük
güçlerinden Hitit Devleti ile ittifak yaptilar. Böylece Klikya,
Malatya, Karacadag, Zara dagi bölgeleri Ve Habur Havzasi gibi bütün
Arami emaretleri Asur Boyundurugundan kurtuldular. Kinabu(Siverek) Asurlular
zamaninda yapilmis olan askeri kuruluslar seklinde kolonilerden biriydi.Asuriye
hükümeti Tashona, Damdamuza(Ergani) Ve Kinabu(Siverek) kasabalarinda
daima askeri bir kuvvet bulundurarak, ilerisi için buralari kendine birer
isnat noktasi yapmak istemisti. Ancak bu noktalar zaman zaman Asur egemenliklerini
tanimiyarak kendi baslarina hareket etmislerdir Asurlular egemenliginde bulunan,
Siverek ve çevresinde genis bir sahada hüküm süren Komuklar
ayaklanmak için firsat kolluyorlardi. Komuklar ayaklandi bu ayaklanmayi
Kinabu(Siverek)kalesi komutani Hulay idare etmis ve elinin altindaki kuvvetlerle
Damdamuza'yi kusatmisti. Asur Krali Asur Nazirpal'a bu bilgiler, Ninova'da çöl
kabile reislerinden birinin getirdigi altin ve gümüs hediyeleri almakla
mesgul iken yetismis ve imparatorun sevinci üzüntüye dönüsmüstür.
Hulay, Asur ordusunun gelmeden önce kaleyi kolayca alacagini ümit
etmisti. Fakat aradan günler geçmesine ragmen kale düsmüyordu.
Bir taraftan da Asur ordusunun hareketi ve yaklastigi haberleri duyulmus, kusaticilar
telas ve endiseye kapilmislardi. Hatta bu telaslar müttefiklerin arasindaki
ahenk ve beraberligi bozmus, Hulay yeterli olmayan bir kuvvetle kaldigindan
kusatmadan vazgeçerek Kinabu'ya dogru geri çekilmeye mecbur olmustur.
Asur ordusu Ninova'dan süratle hareket etmis ve Asur Nazirpal Diclenin
batisina geçmezden önce Toshar'a gelmis ve Izalli'nin (NUsaybinin)
vergisini almistir. Asur ordusu Kinabu civarinda Müttefik kuvvetler tarafindan
karsilandi. Yapilan büyük savas Komuklar aleyhinde sonuçlandi.
Parçalanan müttefiklerinden bir kismi Kinabu Kalesine sigindi. Nirbular
güneye dogru çekildiler. Kalenin 3500 savunucusundan 600 kadarini
öldürdüler ve geri kalanlari esir aldilar. Esirler imparatorun
emriyle diri diri yakildilar. Narira ahalisi 350 silahla Kinabu'nun yardimina
kostu ancak Asurlular bunlarida öldürdüler. Sadece Ellisi kurtuldu.
Digerlerini de diri diri yaktilar. (Karacadag) eteginde kendi beyliklerinin
merkezi olan Tella(Viransehir)'e Siginmislardi.Ancak Asurlular burayida ele
geçirdiler.Asur Nazirpal'in Kendi söyleyisiyle bunlarin 3000'nini
Mahvederek sehre girmis ve esir düsen Nirbular'in ileri gelenlerini yakmaya
mahkum etmistir.Kalanlarin elleri, burunlari, kulaklari kesilmis ve çogunun
gözleri oyulmus, derileri yüzülmüstür. Zaman Zaman
Asurlularin elinden alinan Karacadag bölgesi ve Kuzey el-Cezire'deki sehirler
Kral Salmanasar tarafindan M.Ö. 835 yilinda geri alinmistir.
ARAMILER
Aramiler M.Ö. 1345 yilinda Karacadag bölgesine hakim
olup Asurlularla sürekli mücadele ediyorlardi. Uzun süre süren
bu mücadelelerden sonra Asur Krali I.Adad Nirari, Habur suyundan Babil
hududuna kadar uzanan bölgedeki Aramiler hakimiyetinde bulunan bölgeyi
isgal etti.Resulayn(Ceylanpinar) ve çevresini de aldi.M.Ö. 1290
yilinda Adan Nirari'nin yerine geçen Kral Salmanasar Karacadag bölgesinde
yasayan Aramiler üzerine yeniden akinlar yapmaya basladi.Karacadag bölgesine
yapilan akinlar sirasinda Siverek ve çevresi Asurlularin yagmasina ugramistir.
M.Ö. 1060 yilinda Hitit Devletlerinin itifak yapmasi sonucu, Asur ordulari
Karakamis civarinda Hititler karsisinda yenilgiye ugradilar. Böylece daha
önceleri Asurlulara boyun egmis olan Klikya, Malatya, Karacadag, Zara Daglari
bölgeleri, Habur havzasi ve bütün Arami bölgesi Asur egemenliginden
kurtulmustur. Bir müddet sonra yeniden Aramilerin etkin oldugu Siverek,
daha sonra Asur Hükümdari Asur Nazarbal tarafindan tekrar alindi.
Böylece Siverek bölgesindeki Arami hakimiyeti son bulmustur.
MEDLER
Uzun zaman Anadoluya hakim olan Kimmerler, buradan çekildikten
sonra bölgede Med Hakimiyeti baslamistir. M.Ö. 608 yilinda Iskitler,
Kirim Türkleri ve Medler bir anlasma yaptilar. Asurlularin Kalde Valisi
Nebu Palasar da bu ittifaka girdi. Anlasan bu kuvvetler Asurlulari yenerek Mezopotamyayi
aldilar. Bu savasta Nineva(Musul) yagmalandi.Kuzey El-Cezire'deki Nusaybin,
Urfa, Resulayn'dan baska saglam bir kasaba kalmamistir.Bu durum Siverek'in çesitli
zamanlarda meydana gelen istilalar neticesinde harebeye döndügü
tezini dogrulamaktadir.Asur topraklari paylasilinca Anadolu Med'lerin payina
düstü.Savas sonucunda Kizilirmak Nehrine kadar bütün Dogu
Anadolu'ya Medler hakim olmuslardir. Med Krali Keyaksar'in yerine geçen
Kral Astiag2i Pers Prensi Kyrus yenince Anadoludaki Med egemenligi Perslere
geçmistir
PERSLER
M.Ö. 539 yilinda Babil'i zapt ederek bütün Mezopotamya'ya
egemen oldular. Sinirlari oldukça genisleyen Pers Imparatorlugunda II.
Kambis'in ölümüyle yerine Imparator olan Darius, ülkede
çikan karisikliklari düzeltmis ve tekrar Dicle-Firat havzalarini
kontrol altina almistir.Bu dönemde Pers imparatorlugunun sinirlari, Hindistandan
Karadeniz'e Misirdan ege ve Akdeniz kiylarinada kadar uzanan çok genis
bir cografyayi kapsiyordu.Anadolu tamamen bu imparatorlugun parçasi olmustu
ve ikiyüz yil kadar böyle sürmüstür.Uzun süre
yunanlilarla mücadele veren Persler Avrupaya kadar yayilmislardir. Böylece
Siverek ve çevresinde Iran egemenligi baslamis oldu. Pers krali III.Darius
Makedonya Krali Iskender tarafindan maglup edilmesiyle Pers Imparatorlugu tarihe
gömüldü.
MEKADONYALILAR
M.Ö. 331 yilinda Mezopotamyadaki fetihlerini sürdüren Iskender
Urfa, Siverek ve Diyarbakir çevresindeki yerlesim birimlerinin tümünü
Mekedonya imparatorluguna katti.Büyük Iskenderin genç yasta
ölmesiyle ülkesi, ailesi ve komutanlari arasinda çikan taht
kavgalari neticinde bes bölgeye ayrilarak paylasildi. Siverek bölgesi
Diyarbakir ve Urfa ile birlikte General Selevkos'un idaresinde kaldi.
SELEVKOSLAR
M.Ö. 331 yilinda Mezopotamyadaki fetihlerini sürdüren
Iskender Urfa, Siverek ve Diyarbakir çevresindeki yerlesim birimlerinin
tümünü Mekedonya imparatorluguna katti.Büyük Iskenderin
genç yasta ölmesiyle ülkesi, ailesi ve komutanlari arasinda
çikan taht kavgalari neticinde bes bölgeye ayrilarak paylasildi.
Siverek bölgesi Diyarbakir ve Urfa ile birlikte General Selevkos'un idaresinde
kaldi.
ROMALILAR
Roma Imparatoru Markus Crasus bölgedeki önemli rakibi
olan Partlari ortadan kaldirmak amaciyla M.Ö 55 yilinda Suriye'ye gelerek
Urfa'daki Abgar Kralligi bölgesine girdi.Crasus 50.000 kisilik kuvvetiyle
Harran'a geldi.Ancak Part Krali I.Orod'un Ordusunun Süvari kuvvetleri komutani
Suren tarafindan kusatilarak bozguna ugratildi. Böylece Suriye Abgar Kraligi
ve Diyarbakir bölgeside dahil olmak üzere 15 yil Part isgali altinda
kaldi. daha sonra M.Ö 9 Haziran 38'de Antakya'nin dogusunda yapilan savasta
Romali'lar Partlari yenerek Part ordusu komutani Parkor'u öldürünce
Diyarbakir dahil olmak üzere bölge tekrar Romalilara kaldi. Bundan
sonra Siverek, Diyarbakir, Urfa bölgeleri Romalilarin eline geçmistir.
M.S. 253 yilinda Mezopotamya bölgesine giren Sasaniler önemli kale
ve sehirleri almislardir.Bölgeyi tekrar Sasanilerden almak amaciyla harekete
geçen Romalilar, Sasaniler tarafindan yenilgiye ugratilmistir. Bu savaslarin
sonucunda Roma Imparatoru Valeianus Urfa taraflarinda yapilan savasta yenilmis
ve sürgün edildigi Babil'de ölmüstür.M.S 349 yilinda
bölgenin önemli sehirlerinden olan Diyarbakir'a Mezopotamya bölgesinden
gelebilecek saldirilara karsi ön karakol olarak kullanilmak üzere
Siverek'te sehrin tam ortasinda bulunan kale yaptirildi. Aslinda bu kale daha
önce Asurlular tarafindan yaptirilmis ve Medlerin saldirilari üzerine
yangin geçirerek harebe haline gelmisti. Harebeye dönen bu kalede
yasayanlar bu durum üzerine burayi terk ederek Suriyeye göç
etmislerdi. Romalilar bu kale kalintisi malzemesinden faydalanarak kaleyi yeniden
insa etmisler ve ön karakol olarak kullanmislaridir.
SASANILER
Iran'in güneyinden Persler yabanci sayilan Partlarin hakimiyetini
çekememekte ve onlara karsi derin bir kin düsmanlik beslemekteydiler.
Çünkü partlarda Yunan kültürü hakimdi.M.S 226
yilinda Ardesir tarafindan isyan çikarildi ve Part Krali 5.Artaban öldürüldü.Part
Devleti ortadan kaldirilarak yerine Sasani Devleti kuruldu. M.S. 259 yilindan
itibaren Siverek ve Çevresine sahip olan Sasani Krali Ardesir'in ölümünden
sonra yerine I.Sapur hükümdar olarak bölgede Romalilarla mücadeleye
basladi. Sapurdan sonra gelen Sasani Hükümdarlari Romalilara karsi
direnemeyince Mezopotamya Ve Armanya Sasanilerin elinden çikti. Siverek
Kalesi M.S. 359 yilinda Romalilar tarafindan yeniden insasindan 10 yil sonra
Sasani Hükümdari II. Sapur tarafinda Diyarbakir Kalesi ile birlikte
kusatilmis ve muhafizlari öldürerek kale yerle bir edilmistir. Bu
dönemlerde Siverek'in küçük bir yerlesim birimi oldugu
kaynaklarda belirtilmektdir. Sik sik çevredeki Arap asiretlerinin saldirisina
ugruyor mallari yagma edilerek halki öldürülüyor idi.
BIZANSLILAR
M.S 395 yilinda Roma Imparatorlugunun Dogu ve Bati olarak ikiye
ayrilmasi ile birlikte Sovorak(Siverek)'in de içinde bulundugu Osroene
vilayeti Dogu Romanin yani Bizans'in hakimiyetine girmistir. M.S. 637 yilina
kadar Bizans Hakimiyetinde kalan Siverek bu tarihte Araplarin Mezopotamya Bmlgesini
Fetih etmeye baslamasiyla birlikte degismistir. M.S. 688 yilinda Bizanslilar
Araplarin elinde bulunan Siverek'e saldidilar, ancak alamadilar M.S. 1030 yilinda
Urfa ile birlikte Siverek de Bizanslarin sinirlarina dahil oldu ve Suriye Valiligine
baglandi. Bizanslarin bu dönemlerde Araplarin saldirilarina karsi Siverek
Kalesinin surlarini tamir ederek güçlendikleri bilinmektedir.
ARAPLAR
Siverek Hz. Ömer'in halifeligi sirasinda Bizans hakimiyetinde
bulunuyordu.Islam ordulari devletin fetih politikalari çercevesinde Bizans
imparatoru Heraklius'u yenerek Suriyeyi alarak Mezopotamyanin fethine basladilar.
637 yilinda Iyaz bin Ganem komutasindaki Islam ordulari fetihlerle, Urfa, Diyarbakir,
Palu gibi önemli merkezleri almislardir.Amid'i alan Müslümanlar
Daha sonra Süveyda(Siverek) ile birlikte Silvan'i da ele geçirmislerdir.
Bölge fetih edildikten sonra Iyaz Bin Ganem vali olarak tayin edildi. Onun
ölümünden sonra Said Bin Hazim vali olarak atanmistir. Daha sonra
Amir Bin Sadullah-i Ansari vali olarak görev yapmistir. Hz. Osman döneminde
El-Cezire ,(Diyar-i Mudar)Urfa Bölgesi, Diyar-i Riba, Diyar-i Bekir ismiyle
3 bölgeye ayrilmisti.Hz. Alinin 24 Ocak 661 tarihinde sehit edilmesiyle
bu bölgelerin yönetimi Emevilere geçti.Bu dönemde bölge
merkezden tayin edilen valiler tarafinda yönetilirdi. Daha sonra Emevileri
Iranlilarin ve Türklerin yardimiyla ortadan kaldiran Abbasiler bölgeye
egemen olmustur.Daha sonra bölgede Hamdani ve Mervaniler etkili olmustur
SELÇUKLULAR
Oguzlarin Kinik boyuna mensup Selçuklular, Oguz Yabgu
Devletinden ayrilarak baslarinda Selçuk Bey Oldugu halde Cend sehrine
gelerek Burada müstakil bir beylik kurdular.1035 yilinda Çagri Bey
komutasindaki Selçuklu birlikleri Anadoluya kesif akinlari yapmislardir.
1040 Dandanakan savasi neticesinde resmen Büyük Selçuklu Devletinin
ilk hükümdari Tugrul Bey olmustur. 1063 yilinda Tugrul Bey öldü.Sultan
Tugrul Bey çocugu olmadigi için ölmeden önce yerine
kardesi Çagri Bey'in ogullarindan Süleyman'i veliaht tayin etmisti.
Ancak tahti kardesine birakmayan istemeyen Çagri Beyin öteki oglu
Alparslan Kendini sultan ilan etmis ve kazvin sehrinde kendi adina hutbe okutmustu.Selçuklu
Hanedanindan Aslan Yabgunun oglu Kutalmis'ta hükümdarlik idiasiyla
orataya çikmisti.Kutalmis ile Alparslan Damegan civarinda karsilasti.
Yapilan savasta Kutalmis maglup oldu.(1064) Kutalmis'in attan düsüp
ölmesi üzerine Alparslan onun bütün ailesini Birecik, Siverek
ve Urfa yöresine sürgün etti. Bir müddet ülke içerisinde
Süküneti saglayan Sultan Alparslan, Ana yurtta çikan bazi huzursuzluklari
önlemek ve bazi fetihler yapmak yapmak amaciyla Anadoludan ayrilinca kendi
emir ve kumandanlarina Anadolu'da fetihlere devam etmelerini emretti.Alparslan
doguda 2 yil mesgul oldugu sirada Anadoluda fetihlerine kumandanlari devam etmislerdir.
Bu kumandanlardan Horadan Salari Tulhum'u bir müddet muhasara altinda tuttuktan
sonra Bizans hakimiyetinde bulunan Urfa bölgesine geldi.O dönemde
Siverek ücretli Frank askerleri tarafindan savunulan güçlü
bir kale idi. Horasan Salari Siverek'e hücum etti.(1065)Ancak basarili
olamadi. Bölgenin ele geçirilmesi için Siverek'in mutlaka
düsürülmesi gerektigini düsünen Horasan Salari çevreden
yardimci kuvvetler alarak tekrar Siverek, Nisibin bölgelerini yagmaladi
ve Urfa civarina inerek Enzeli'yi aldi.ertesi yil (1066)Alparslan kumandanlarindan
Hacip Gümüstekin, maiyetinde Afsin ve Ahmedsah gibi Selçuklu
kumandanlari oldugu halde, daha önce Horasan Salari tarafindan kusatilan
Tulhum Bölgesine girdi. T'letut adli bir kaleyi hücumla aldi ve buradan
Nisibin üzerine yürüdü.Fakat alamadi bunun üzerine
Nisibin yakinlarinda sig bir yerden Firat'i geçerek Hisn-i Mansur(Adiyaman)
bölgesine girdi. Adiyaman bölgesini 3 gün boyunca yagmaladi.Bu
sirada Nisibin komutani olan Aruandanos, 10.000 kisilik bir Bizans kuvvetinin
yardimiyla Selçuklu ordusuna baskin yapmak istedi. Fakat Hosin kalesi
civarinda yapilan savasta agir bir yenilgiye ugrayarak esir düstü.
Ordusu dagilan Aruandanos Urfa valisi tarafindan agir bir fidye karsiliginda
Selçuklulardan geri alindi. Kumandanlar tarafindan alinmayan Siverek,
Alparslanin tekrar bölgeye gelmesiyle Selçuklularin dikkatini çekmistir.
1070 yilinda Diyarbakirdan Siverek'e yürüyen Sultan Alparslan Bizanslara
ait Telhum Siverek kalelerini süratle düsürerek, oradan Urfaya
gitti.Dönemin ünlü tarihçisi Urfali Mateos "Vakayiname"
adli eserinde Sultan Alparslanin 1070 yilinda Diyarbakir'a geldigini oradan
Tilkhum kalesini kusatip aldiktan sonra Siverek'e geldigini, Siverek yakinlarinda
bulunan meshur Tiltorav Kalesini ve Arüdzatil'e(Aslan Kale) hücum
ettigini ve kanli bir savasla burayi aldigini yazamaktadir.Tiltorav Kalesini
zap eden Alparslanin sayisiz esir ve emanetle Urfaya döndügünü
yazmaktadir. Daha sonra Siverek tekrar Bizanslilarin eline geçmis ancak
Meliksah döneminde Bozan Bey tarafindan yeniden Selçuklular tarafindan
feth edilmistir. Artuk Arslan'in Diyarbakir ve çevresindeki Eyyubi topraklarini
almak üzere kiskirttigi Anadolu Selçuklu Sultani Keykubad, ortami
da uygun bularak Kahta Valisi Seyü'd Devleyi pek çok emirle birlikte
Mardin Hükümdarina destek vermek üzere yöreye sevk etti.
Vali Firat'i geçerek hemen Siverek bölgelerine girdi. Siverek Katina
ve Siverek beldelerini ele geçirerek Siverek sehrine giren Vali buradan
aldigi esirler ile tekrar Kahta'ya döndü. Anadolu da Bulunan Eyyubi
Sultani Melik Kamil, 1233 yili baslarinda Misir'a döndügü siralarda
Selçuklu ordusu Ahlat ve civarinin fethini gerçeklestirmisti.
Selçuklular buradan civar mühitlere düzenledikleri akinlarla
Gerger, Babillu, Gürfezak, Erzen, Siverek Rakka, Harran, Urfa ile Amid'e
bagli bazi yerlere kadar vardilar, bunlardan bazilarini aldilar bir kismini
da kalelerini muhasara ettiler. Eyyubi Sultani Melik Kamil, Alaeddin Keykubat'in
fetih ettigi Adiyaman'i kusatip kalesini tahrip etti. Oradan Firat Nehrini geçerek
Siverek'e vardi.Kendisi Siverek'te kalarak askerlerinin bir kismini Çermik,
Ergani ve Hazar Gölü yoluyla Harputa gönderdi.Ancak buralarda
yapilan savaslarda Eyyubiler yenilerek bir kisim askerleri esir edildi. Bu sirada
Melik Kamil Siverek'te bulunuyordu.Yenilgi haberini alan Melik Kamil Siverek'ten
ayrilarak Misir'a gitti. 1235 yilinda Alaeddin Keykubat 50.000 kisilik kuvvet,
Kemalettin Kamyar ve diger devlet adamlri ile birlikte Kayseri'den Malatya'ya
hareket etti.Sultan Malatya'da kalarak Kemalettin Kamyar komutasindaki ordusunu
Urfa, Harran, Suruç, Rakka, Siverek, Amid, sehirlerinin fethine gönderdi.
Bu sehirler Eyyubi Sultani Melik Kamil'in elinde bulunmakta idi.Haziran ayinda
Selçuklu ordusu Urfa'yi kusatti.Ordunun bir kismida Siverek, Rakka ve
Harran'i kolaylikla aldi.Alinan sehirlerin anahtarlari Malatya'da bulunan Sultana
getirildi. Selçulu idaresinde bulunan Harzemliler, Reisleri Kayirhan'in
Giyaseddin Keyhüsrev tarafindan hapsedilip öldürülmesiyle
Siverek ve Samsat bölgelerine inerek buralari yagmaladilar. Böylece
Siverek uzun süre Selçuklu hakimiyetinde kalmistir. Anadolu Selçuklu
Devletinin Kösedag savasindan sonra yikilma sürecine girmesiyle birlikte
bölgedeki Türkmen Asiretleri bagimsiz hareket etmeye basladilar. Bundan
sonra Oguzlarin Döger Asiretinden Türkmenlerin kurduklari Salimbey
ve Ogulllari Asireti, Urfa, Siverek ve Harran'a hakim olmuslardir.
HAÇLI KONTLUGU DÖNEMINDE SIVEREK
Suriye Selçuklulari zamaninda bu devletin hakimiyetine
giren Urfa'nin idaresi Selçuklulara bagli kalmak sartiyla Ermeni asilli
Thoros'a verilmistir. Ancak Suriye Selçuklu Sultani Melik Tutus'un ölmesi
ile Thoros kentin tümüne hakim olarak bagimsiz hareket etmeye basladi.
Ocak 1098'de Thoros, Haçli Ordusunun Ermenilere yardim saglamak ve kendi
iktidarini güçlendirmek amaciyla Urfa'ya davet etti. Haçli
ordusu Urfa'ya gelince, ordusunun basinda bulunab Baudouin ve Thoros beraber
Samsati ele geçirmek üzere hareket ederler.Ancak burada yapilan
savaslarda büyük yenilgiye ugrarlar.Bu hezimetten sonra Urfa halki
Thoros'u öldürür ve Urfayi Frank asilli Baudouin'e verirler.Urfa
Haçli Kontlugunun kurucusu Baudouin de Boulgone'dir.Ayni sahis Dogu Frank
Devletinin de kurucusudur. Gergeri 1123 yili ortalarinda Belek bey zamaninda
zaptedilmis, fakat bu güçlü Türk Beyinin ölümü
üzerine(1124) yeniden haçlilarin eline düsmüstü.
Tarihçi Süryani Mikhail'in bildirdigine göre Siverek Türklerinin,
Gerger Hakimi Mikhail'i Firat kiyisinda bulunan Zizona'da (Gerger yakinlarinda
bir yer oldugu tahmin edilmektedir) kistirdiklarini ve onu ancak ati ile suyu
atlayarak canini kurtarabildigi yazmaktadir. Urfa Haçli Kontluguna 1144
yilinda Türkler son vermistir. Daha sonra Eyyubiler, Artukogullari, Salimbeyogullari,
Sökmenliler, Harzemliler, Mogollar, Karakoyunlular, Akkoyunlular bölgede
hakim olmuslardir, taki Osmanlilara kadar.
OSMANLILAR
Siverek ilk defa 1517 yilinda Osmanlilarin eline geçti.
Yavuz Sultan Selim Mercidabik Savasi sirasinda Siverek'i Osmanli topraklarina
katmistir.Ancak Safeviler 1522 yilinda Siverek'e bir daha girdiler.1535 yilinda
Irakeyn seferine çikan Kanuni Sultan Süleyman hastalaninca Karacadag'da
konaklamis ve oradaki suyla sifa bulmustur.Iste bu sirada Siverek Osmanli hakimiyetine
girmistir.Bu dönemde pek çok imar faaliyetine sahne olan Siverek'te
camiler,hanlar,hamamlar,çesmeler ve çarsilar yapilarak Siverek
kalesi de yeniden tamir edilmistir.1908'de Viransehir,Çermik ve Karacurun
(Hilvan) kendisine baglanarak mutasarriflik yapilmistir.
CUMHURIYET DÖNEMINDE SIVEREK
Yukarida görüldügü gibi bir çok kavimlere
besiklik eden, saadeti de sekaveti de gören,eyalet merkezliginden köye,
köyden mutasarrifliga inip çikan ve tarihin dalgalarina karsi direnerek
ayakta durmayi basaran Siverek,Osmanli devletinin yikilisinin ardindan Türkiye
Cumhuriyetinin kurulmasiyla yeni bir döneme girmistir. Daha önceki
dönemlerinde Baskentlik, Eyalet,Sancaklik, mutasarriflik ve vilayetlik
gibi asamalar geçiren Siverek,Cumhuriyet dönemine Diyarbakir vilayetine
bagli sancak olarak girmektedir. Milli Mücadelede göstermis oldugu
büyük kahramanliklardan ve bagliliktan dolayi 1923 yilinda Viransehir
ve Çermik ilçeleri de kendisine baglanarak vilayetlikle mükafatlandirilmistir.
1926 yilina kadar vilayet kalan Siverek, kurtulus savasinin vermis oldugu agir
harabiyete ragmen sosyal, kültürel, egitim ve ekonomik açidan
sehir olma vasfini koruyordu. Siverek tam kalkinma ve gelisme devresine girecegi
sirada,asiretler arasindaki çekismeler ve yerel yöneticilerin de
istegiyle 1926 yilinda ilçe yapilarak Urfa'ya baglanmistir. Ilçe
yapilmasiyla beraber adeta gelismesine set çekilmistir. Bu dönemden
itibaren bir çok alanlarda gerileme baslamistir. 4314 Km2 yüzölçümüne
sahip olan Siverek, 2 veya 3 (Tuceli, Aksaray,...)il merkezi hariç tüm,
illerin ilçe merkezi yüz ölçümlerinden büyüktür
ve her yönüyle gelismeye müsaittir. Siverek'te belediye Cumhuriyet'ten
önce kurulmustur. Ilçe olmadan önceki Siverek'in gelismisligini
anlamak için asagidaki bilgileri okumak yeterlidir. 1893 Osmanli nüfus
sayimlarinda Siverek'in merkez nüfusu 30.713 tür l905 Diyarbakir vilayet
salnamesinde 35,000.Ayni salnamede bir hükümet konagi, iki cami,üç
mescit,bir kilise,iki medrese(Lise sonrasi okul) bir Idadiye (Lise), bir Rüstiye
(Orta okul), üç iptidaiye (Ilk okul), alti sübyan mektebi (ana
okulu),dört azinlik okulu (Gayri müslim okullari), dört han,
iki hamam, bir çarsi ,ve bes çesme oldugu yazilmaktadir. Ilçe
olduktan sonra, egitim yuvalarinin çogu kapanmistir.Uzun yillar sadece
bir kaç ilk okul ile egitime devam etmistir.Bunun disinda diger konularda
da Siverek gerilemeye devam etmistir.Belediyece bazi çalismalar yapildiysa
da bunun yeterli oldugu söylenemez. l945 yillarina kadar gün be gün
gerileyen Siverekte, aydin insanlar ve basinin büyük çaba ve
mücadeleleri neticesinde 1946 yilinda Siverek orta okulu açilmistir,l947
yilinda ilk defa , 1970 yilinda ise ikinci sehir plani çalismalari yapilmistir,l950
de içme suyu l953 de ise elektrik sebekesi yapilmistir. Siverek belediyesi
kendi imkanlariyla hizmetlerini devam ettirerek basta ana caddeler olmak üzere
yas ve kuru hal pazari,eski bugday pazari yiktirilip yerine betonarme bugday
pazari yapilmis bundan baska kasaplar ve manavlar çarsisi,içinde
küçük sanayi sitesinin de yer aldigi sehirler arasi otobüs
terminali,halkin en önemli geçim kaynagi olan hayvan pazarinin tesisi
tamamlanmistir.l963 te ilçe halk kütüphanesi, 19.. yilinda
Siverek'in en önemli tesislerinden olan ve Türkiye süt endüstrisi
kurumu (SEK) tarafindan kurulan "Süt ve Tereyagi Fabrikasi" açilmistir.
1923 ile 1996 yillari arasindaki 73 yillik dönemde Siverek gelmesi gereken
seviyeye ne yazik ki gelememistir Nedeni ise yetkililerin sorumsuzluk, ilgisizlik,
cehalet, kan davasi , kültür ve egitim eksikligi, anarsi , terör
beyin ve sermaye göçü ve en önemlisi BAHTSIZLIK. Bir zamanlar
kültür seviyesi yüksek olan Siverek aydinlarinin günden
güne baska sehirlere göç etmesi,aydin insan nüfusunu azaltmis,köyden
sehre akan göçler ise egitim ve kültür seviyesini iyice
düsürüp Siverek'e büyük bir köy ya da sehir-köy
manzarasi vermistir. 1974'te yetersiz kalan hükümet binasinin yerine
yenisi yapildi Siverek ilçe olmadan (1926) evvel egitime açik
olan idadi mektebi (Lise) kapandiktan 37,38 yil sonra l965 yilinda yine aydinlarin
ve yerel basinin çaba ve mücadeleleriyle egitime açilmistir.
Ondan sonraki zaman içerisinde gerçekten kayda deger sosyal ve
kültürel faaliyet görülmemistir.1965'ten sonra Lise ve dengi
egitim alaninda bir çok dallarda okullar açildi. 1980 öncesi
terörden en çok etkilenen yerlerden biri olan Siverek,ilçe
disina en fazla göçün verildigi bir dönemi yasamistir.Bu
göçlerle beraber her alanda gerilemeler görülmüs,
göçen halkin çogunlugunu sehirli Siverekliler olusturdugundan
dolayi bu göç olayi ile beraber Siverek'teki sosyal,kültürel
ve ekonomik hayati da beraberinde alip götürmüstür.Dolayisiyla
sehirlilik kültürü azalmistir. Geride kan davalari,fakirlik,cehalet
gibi pek çok olumsuzluklar kalmistir. Göçlerden sonra hayat
felce ugramis,sehir degisik bir kültür ve degisik sosyal hayatla tanismistir.
Yaklasik olarak her 15 yilda bir meydana gelen göç olaylari beraberinde
degisik problemleri de getirmistir.
Not:Tarihi ve Kültürü ile Siverek Kitabindan Alintidir.
"Tarihi ve Kültürüyle Siverek"
Ramazan Özgültekin, Hüseyin Demirbag ,Ekrem Akman
,Kadir Sun
Siverek Kaymakamligi Yayinlari No:4 Haziran 2003
Anasayfa
Anasayfa
|