Firatinsesi.Net l Günlük Haber Gazetesi
Firatinsesi Menü
 Ana SayfaShow/Hide content
· Web Adresleri
· İletişim
· Haber Arşivi
 Üye Menüsü
· Üye Girişi
· Hakkımızda
· Künyemiz
· 
· 

 Siverek MenüsüYeni!
· Canlı YayınYeni!
· Siverek Tarihi
· Siverek Resimleri
· Siverek TV
· Firatinsesi TV
· 

Haber

Faydalı Linkler


Ziyaretçi Sayımız
Şu ana kadar
89848
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Haziran

Siverek Tarihi

Tarihçilerin genel ifadesiyle Mezoptamya "Tarihin Sahidi" dir. Dünya üzerinde bu kadar çok savas yasandigi baska bir bölge yoktur. Pek çok sayidaki medeniyete ev sahipligi yapmis olan Mezopotamya Bölgesi, tarihin hiçbir döneminde önemini kaybetmemistir. Bu önemini firat ve Dicle'nin ortasindaki verimli topraklarina borçludur.Burasi, biraz güçlenen devletlerin ele geçirmek istedigi bölgelerin basinda gelmistir.

Tarih boyunca her iki nehre yakin yerlerde önemli kentler kurulmus ve saglam kaleler yapilmistir. Tarihin en kanli savaslari bu bölge için meydana gelmistir. Hititler, Asurlar, Mitanniler, Akatlar, Urattular, Medler, Persler, Romalilar, Bizansizlar, Eyyubiler, Selçuklar, Mogollar, karakoyunlular, Akkoyunlular ve Osmanlilar bu topraklara sahip olmustur. Bölge Osmanli idaresine girdikten sonra uzun yillar savassiz bir dönem geçirmistir.

Günümüzde bu bölge(Mezopotamya) Türkiye, Irak ve Suriye'nin Sinirlari içerisinda kalmaktadir. Iste Siverek Dünya Cografyasi Açisindan bu kadar önemli bir bölgenin merkezinde yer almaktadir. Tarihin ilk çaglarinda Siverek ve çevresi degisik isimlerle anilmistir. Tarih kitaplarinda HALZIDIMA olarak geçen bölgenin merkezi KINABA yani Siverek Kasabasi idi.Asurlular dönemine rastlayan bu isimlendirmede bugunkü Siverek'in yerinde oldugu bilinen Kinabu sehri kanli savaslara sahne olmus bir kenttir. Bazi kaynaklarda Halzi-Luka olarak da gösterilmektedir. Bu bölgeye verilen isimlerden biride Hitit-Asur-Mitanni dönemlerinde KUMMUH bölgesi olarak geçmektedir.

Kummuh bölgesi Diyarbakir ile Urfa arasindaki bölgeyi kapsamaktadir. Asur vesikalarinda KUTMUKHi olarak geçen bu sehir devletinin yeri, Prof. Dr. Firuzan KINAL'a göre tam olarak tesbit edilmemistir.Hititlerin bu bölgeden çok sayida sehir devletleri bulunmakta idi. Siverek bölgesi de batida Kizzuwadna'ya kadar önemli kent olan ISUWA'ya kadar komsu idi. O dönemlerde adi ISMERIKA olarak geçen Siverek, Mitanni devletinin önemli sehir devletlerinden biridir. Bir süre ARAMi(SÜRYANI) göçlerine sahne olan Siverek'in özellikle Karacadag taraflarina Aramiler yerlesmis ve burasi için KISYARI(KASYARI)ismini kullanmislardir.Aramiler bu dönemlerde Siverek'te etnik olmuslarsa da Asurlulularin sürekli baskilari neticesinde bölgenin idaresini onlara terk etmek zorunda kalmislardir. Aramiler döneminde Süryaniler tarafindan ismi sebhabherrak olarak isimlendirilmistir.

Ermenilerin hakim olduklari dönemlerde Sevaverek olarak geçen ismi Araplarin eline geçtikten sonra adi Es-süveyda olarak degismistir.Haçli kontlugu döneminde Siverek'in ismi Sovorak olarak haritalarda yer almaktadir. Genel Tarihçi Urfali Metaos eserinde Siverek'in ismini Sevaragk olarak vermekte, ayni dönemlerde Ebul Farac ise ismi Sibabarak olarak yazmaktadir. Bizanslar döneminde ise ismi Sebaberak, Severak ve as-suwaida olarak geçmektedir. Selçuklu ve Osmanli dönemlerinde Siverek'in ismi bugünkü kullanildigi sekliyledir.Mezopotamya Bölgesi degisik isimlerle anilmaktadir. Yunanli Tarihçiler Dicle ve Firat arasinda kalan sahanin yukari kisimlarini Yukari Mezopotamya diye adlandirmaktadirlar.

Islam Cografyacilarida bölgeyi ada anlaminda(El- Cezire) diye isimlendirmektedir. Ortalarda Urfa, Mardin ve Diyarbakir bölgelerinin en fazla dikkat çektigi, El-Cezire mintikasinin genel hatlariyla batisinda Sam, batisinda Antep, Maras, ve Malatya, dogusunda Dogu Anadolu Bölgesi, güneyinde ise Irak yer almaktadir. Ebu'l Fida'ya göre bu saha kuzeyda Malatya ve Amid(Diyarbakir) ile baslar, güneyde Anbar'dan Tekrit'e uzanan bir hatla Iraktan ayrilir. El-Cezire bölgesinin en büyüyk sehri Dicle üzerindeki Musul olan Diyar-i Riba, Firat üzerindeki Rakka(daha yukarida Urfa) eksenli Diyar-i Mudar ve Amid merkezli ve en küçügü sayilan Diyar-i Bekir olmak üzere üç mintikaya taksim edilir. Bugün El-Cezirenin kuzeyi Türkiye, güneyi ise Irak topraklarinda yer almaktadir.

Siverek Diyar-i Mudar sehirlerinden biridir. Cografyacilar ve Tarihçiler bu bölgeden bahs ederken kullandiklari "Bilad-i Sarkiyye" ismi anlam olarak Dogu Vilayetleri kelimelerini karsilamaktadir. Selçuk'lularda Eyyubi'lerde ve Osmanli'larda kullanilan Bilad-i Sarkiyye, Dogu Karadeniz Bölgesini disarida birakacak sekilde, Trabzon'dan Iskenderun'a çekilecek bir hattin dogusunu ifade etmektedir. Mesela Selahaddin-i Eyyubi'ye göre kuzeyde olmasina ragmen onun 1182-1185 yillarinda gerçeklestirdigi sefer ve fetihler "Sark icraatlari" olarak kaydedilmektedir.Ayni sekilde Türkiye Selçuklu Sultani Izeddin Keykavus'un Haleb sehri öncesinde Urfa ve Harran üzerine yürüyüsü de "Melik Esrefin elinde bulunan Bilad-i Sarkiyye'ye gidisi..." basligi altinda zikredilmekte ve olaylar anlatilirken Hisn-i Keyfa(Hasankeyf), Meyyafarikin(Silvan), Amid(Diyarbakir), Ruha(Urfa), Harran, Siverek, Sincar, Halep ve Tell baser gibi yerlerden bahsedilmektedir. Yukarida cografi mekanini tarihi kaynaklar isiginda belirlemeye çalistigimiz Siverek ve çevresi bugün Türkiye Cumhuriyeti sinirlari içerisinde Güneydogu Anadolu Bölgesinde Sanliurfa vilayeti sinirlari dahilinde yer almaktadir.


ILK CAG TARIHI


Anadolu'da bilinen ilk tarihi devir Tas Devridir.Madenlerin bilinmedigi bu çag, Eski ve Yeni Çag Tas Devri olmak üzere ikiye ayrilir.Bu devri Kalkolotik dönem(Bakir-Tas Dönemi)izler. Daha sonra Tunç çaginda bakir ve kalay karisimiyla daha dayanikli hale getirilmis madeni esyalar yapilmaya baslanmistir.Tunç çagi erken, orta ve geç olmak üzre üçe ayrilir. Siverek çevresinde yapilan kazi çalismalari bölgenin ilk çag tarihi hakkinda bilgiler vermektedir.Ancak yapilan kazi çalismalarinin az olusu dolayisiyla bugün için Siverek tarihi tam olarak aydinlatilmamistir. Bubunla beraber az sayidaki kazi çalismalarindan ve yüzey arastirmalarindan Kalkolotik dönemle ilgili önemli bilgiler ortaya çikarilmistir. Hassek Höyük'te yapilan kazi çalismalari burada yasayan kavimler hakkinda bilgi vermektedir. Yapilan kazilar sonucu "Anadoludaki ilk Sümer yerlesmesinin" burada oldugu ortaya çikarilmistir. Adi geçen kazilarda M.Ö 3400'lü yillarda Hassek Höyük'e gelen göçmenlerin tümüyle Güney Mezopotamya gelenegine bagli konutlar yaptiklari saptanmistir. Tas temeli olan konutlarin kerpiç duvarlari tipki Güney mezopotamyadaki Uruk yerlesmesindeki gibi pismis topraktan mozaik çivilerle bezelidir. Sokaklar yuvarlak çakillarla kaplidir.Yerlesme bir sur içerisindedir. Kazi çalismalari sonucu Höyüklerden ve yüzey arastirmalarindan elde edilen bilgiler Siverek ve çevresinde yasamin M.Ö. 5000-3500 yillari arasinda basladigini ortaya koymaktadir.


SÜMERLER

Mezopotamyanin en güçlü medeniyetlerinden olan ve yazinin icadiyla tarihte önemli bir yere sahip olan Sümerler Anadoluda bilinen ilk yerlesmelerini Siverek'te yapmislardir. Siverek çevre köylerinde yapilan kazi çalismalari Sümerler'in Firat Nehri kenarlarina yakin bölgelerde yakin siteler olusturduklari ortaya koymaktadir. Sümer Krali Logazekis M.Ö 2850 yilinda bölgeyi almistir.Ayni dönemlerde Samiler ve Elamlarin da bu bölgede çesitli siteleri mevcuttur.Bölgelerde adi geçen bu sehir devletlerinden Haldizima:Siverek ve çevresinden ibarettir. Merkezi Kinaba yani Siverek Kasabasidir

SUBARTULAR

M.Ö. 3000'li yillarda bugün Yukari Mezopotamya olarak bilinen Firat, Dicle Nehirleri arasinda kalan bölgeye Subartu(irmaklar Arasi)denmektedir.Savasçi oymaklari ise Sabaru denmekteydi. Bu bölgenin ilk medeni ahalisi Subarulardan sayilan Hurri'lerdir. Hurri Babil dilinde "magara" anlamina gelmektedir. Hurri sehrinin bugünkü Urfanin yerinde oldugu kabul edilmektedir.Bölgenin güçlü kavmi olan hurriler Zagros daglarindan Güneydogu Anadolu ve Suriye Arasindaki bölgeye hakim olmuslardir. Mezopotamya Bölgesi Babil'in birinci hanedaninin büyük Amorit Krallarinin egemenliginde birlesmis durumda iken dedesinin yerine Hitit Krali olan Mursili Doguda Firat ve ötesindeki zengin topraklara yürüdü. M.Ö 1595 yilinda Babil düstü ve Amorit hanedanligi sona erdi.Kral Mursil döneminde Suriye ve Mezopotamya'nin tümü alindi. Bu dönemde Mezopotamya bölgesinde Hurrilerin de dahil oldugu çok sayida küçük kralliklar bulunmakta idi.Ancak bölgenin hakimi Hitit Krali Mursil'in, Hantili tarafindan öldürülmesi Hititler için felaketin baslangici olmustur. Hititlerin güneyde ele geçirdikleri topraklar Hurriler tarafindan geri alindi. Anadoluda birbirinden bagimsiz kent topluluklari Hattusas krallarinin etkisiyle birlesince, Hititler imparatorluk olmuslardir.Hurriler Hititlerin idaresinde güçlendiler.Ancak bu sefer kuzey Mezopotamyada Mitanni adinda basa çikilmasi güç bir ulus ortaya çikti. Uzun Müddet Hurri adi altinda yasayan boylar M.Ö. 2000 ortalarinda biri Hurri digeri mitanni adi altinda iki konfederasyona ayrildilar.Küçük bir birlik olan Mitanni Kralligi yavas yavas Hurriler aleyhine genisledi ve sonunda onlarin yerine egemen oldular.Mitannilerin Siverek ve çevresinde etkin olduklari bilinmektedir.

MITANNILER

M.Ö 16. Yüzyil sonlarinda Hurri Kralligini ortadan kaldiran Mitanilerin ülkesi bir yandan Kuzey Suriye üzerinden Kenan Iline, öte yandan Firatin toros silsilesindeki dar geçitlerine varan daglik sahaya ve oradan da Malatya bölgesine kadar yayilmistir. Harran, Urfa, Halep, Antakya, Kades gibi sehirler Mitanni egemenlgi altina girmislerdir. Diyarbakir Bölgesinin kuzeybati ve güneybati bölümü de Mitanni ülkesinin sinirlari içerisinde kaliyordu. Mitanniler Wassugani sehrini merkez edinmislerdi. Wassugani sehri soylularin ve komutanlarin oturdugu bir sehirdi. Wassugani sehrinin yerini tarihçiler ve arkeologlar sehrin kalintilari bulunmadigindan tam olarak tespit edememislerdir. Bazi tarihçiler tarafindan Resulayn, yani bugünkü Ceylanpinar oldugu iddia edilse de, Ceylanpinar ve çevresinde yapilan kazilarda ve çalismalarda Mitanniler ile ilgili hiçbir kanit bulunamamistir.bugünkü Harran, Urfa, veya Siverek yakinlarinda olabilecegine dair iddialar bulunmaktadir. Siverek Mitanniler döneminde önemli bir kent devleti oldugu ortaya çikan belgelerden anlasilmaktadir. Hitit Krali 2.Amenophis M.Ö.1450-1425 Mitanni'de güçlü bir direnisle karsilasinca, Kuzey Mezopotamya ve Suriyeden eline çekmek zorunda kaldi. Misirlilar ve Mitanniler anlasarak birlesik devletler kurdular. Suppilulima Hitit Krali oluncaya kadar Hititlere zorluk çikardilar. Suppilulima basa geçtikten sonra Firati geçti ve mitannilerin baskentine saldirdi. (M.Ö 1365)Ancak bu dönemde ele geçiremedi.M.Ö.1340 yilinda tekrar bölgeye gelen Suppilulima Mitanni ülkesini kendine baglamistir. Suppilulima ölünce yerine oglu Arnuvandas geçmistir. Ancak Kral Arnuvandas 2 yil yasamistir.Kral Arnuvandas döneminde Mitannilerle Ismerika(siverek)antlasmasi yapilmistir. Mitanni ülkesinin önemi Asur ve Hitit devletleri arasinda tampon bir devlet olmasiydi. Mitanni krali 2.Suttarna öldükten sonra Mitanni ülkesi tahtin varisleri arasinda paylasildi.

HITITLER

Anadolu'nun tunç Çaginin ilk topluluklari arastirildiginda arkeologlar çok sayida kültür belgesi saptanmistir. Bu tespit o dönemde Anadolu'da çok sayida göçebe hayat tarzina sahip topluluklarin varligi ile izah edilir. Anadolunun degisik bölgeleri arasinda çok belirgin kültür farkliliklari vardir. Bu farkliliklarin özünde Anadolunun o dönemlerde çok sayida kapali siyasal bölgelerden olusmasi yatmaktadir.Hitit Devletinin ismi mezopotamya kaynaklarinda "Hatti", Misir kaynaklarinda ise "Kheta" olarak geçmektedir. Asur çivi yazilarinda Anadolu'dan bahsedilirken de Hatti ismi kullanilmaktadir. Orta Anadoluda Antik kapadokya ilk gelen Hitit boylarinin, kurmus olduklari sehirler ve çevresindeki topraklariyla egemenlikleri oraninda ülkeye doguda firat nehrine, batida Sakarya ve Porsuk nehri yöresine, kuzeyde Kizilirmak sinirlarina, güneyde ise Akdeniz'e kadar Toros ve Antitoros eteklerine dek yerlesmelerine genislettiklerini yazili belgeler ve maddesel kalintilar ortaya koymaktadir. Hitit Devleti, baska bir deyimle Hitit Imparatorlugunun güçlü ve erkinin dorugunda (M.Ö.1385-1250) politik denetim alanini Suriye'de Kades sehri yöresine kadar genisletmis oldugu, Hitit ve Misir kökenli yazili belgelerde saptanmistir. Hitit Konfederasyonuna dahil olan devletler Anadolu ve Suriye bloku olmak üzere iki grupta toplanmaktadir.Anadolu grubuna Mitanni ve Hurri Kralliklari da dahildir. Siverek bu dönemde Mitanni hakimiyetinde önemli bir kent olup, Hititler ile Mitanni arasinda yapilan mücadele ve antlasmalara sahne olmustur.Hititlerle ile ilgili bildiklerimizin cogu Bogazköy'de ortaya çikarilan Hitit Devleti arsivlerinden gelmektedir.Bu belgelerin cogu özellikle komsu devletler ile yapilan anlasmalardan olusmaktadir. Yapilan Anlasmalardan biri de Ismerika(Siverek) anlasmasidir.Ismerika O dönemlerde önemli kentlerden birisidir.

ISMERIKA SIVEREK ANLASMASI Hitit imparatoru Suppiluliuma'nin ölümünden sonra yerine büyük oglu Arnuwandas geçer ve Ismerika(Siverek) ile bir anlasma yapar.Bu dönemde Ismerika açikça kismi devlet Mitanni kralliginin topraklarini Kurtiwaza(kili-Teschup)geri almistir.Fakat Kurtiwaza, Hititlerle yapilan anlasma sirasinda hayatta degildi. Onun henüz ergenlik çagina gelmemis bir varisi (oglu) vardi.Bu tek varisin yerine 15 erkege yönetim için and içtirilmisti.Ancak biri Zaplippa'dan ve biri Irrite'dendi.Bu erkekler Kizzuwadna'nin çesitli bölgelerinde hüküm sürmekteydi. Bu bölgeler tamamen Hitit kralinin elinde idi.Onlarda muhtamelen Wassugana'nin belirli bölgelerine tayin edildiler.Burada adi geçen yerlerin, bugün nerelere karsilik kullanildiklarini saptamak mümkün degildir. Hititler ve Mitanniler arasinda yapilan anlasmanin Türkçe metni asagidaki gibidir.

ISMERIKA ANLASMASI Takip eden konusmada Arnu, Büyük Kral, Hatti ülkesinin krali dediki, Bunu Tanri'nin yemin altinda yaptim. Sen Kral, Kraliçe ve prensin karsisindaydin ve sevgiyi muhafaza ettin Hatti'da..ve gör yüzlerce sahidi... Günes Tanrisi Arinna, Hava Tanrilari Zabada, Halab, Harpat, Gökyüzü ve Yeryüzü kral ve kraliçeler (bunlar Sahitler) çevre ülkerden herhangi biri bu baba, anne, agabey, veya kizkardes mülteci olarak gelebilir. Mültecilerden önce Hatti ülkesinden nefret etmeyin. Ordu Zaltaija'yi her durumda askerlerimizin üzerine çevirir, onlari korurlar, fakat onlardan baska korumayin Sadece kendinizi korumaniz iyidir. Eger sizden önce onu korursa, kötü konusan kim olursa olsun kimse onu saklamayacak ve onu teshir edecektir. Eger ülkenin ortasinda bir sehir, Ismerika Halki, sivil halk yikima ugrarsa siz mejestelerinin liderliginde koyun ve keçileri alin.eger sehin ortasinda bri ev varsa ve bu ev içindeki erkeklerle olur. Sizin agir silahli askerlerinizle ilgili olarak geçmis zamanlarda her seferinde Ismerika'dan yüz elli kisi geldi. Simdi ben bir kisitlama getiriyorum.Sizin için bu altmis silahli askeri belirtmek için Ama sadece özgür olanlarin yürümesi için. Bir köle veya parali asker silahli kuvvetlere gönderilmeyecek ve bu yemin altinda olacak ama ülke yeniden büyürse daha fazla silahli asker gönderilecek Simdi gör Ismerikali insanlar bu yeminle birlesirler ve ileride kral , kraliçe, prenses ve Hatti ülkesini korurlar. Ileride sizin çocuklariniz da kralin çocuklariyla torunlarinizda kralin torunlariyla bu yeminle baglanir.Ve siz Ismerika halki bu yemini ettiniz. Bu yemine sizin esleriniz ve çocuklariniz da dahildir. Kim bu yemini bozarsa hazirlanip onun evi yerle bir edilir. Evi tarlasi, Baglar dahil olmak üzere yakilir. Yukaridaki anlasma özetle su olaylardan bahsetmektedir. (yönetime getiriln Erkekler, Hitit ülkesinin Kralini, kraliçesini ve onlarin çocuklarini korumak üzere yemin ettiler. Ismerikanin askeri gücünün Takviyesi ülkedede cereyan eden aksilikler nedeniyle, simdiki gücün beste ikisi ile sinirlandirildi. Yani 150 seçkin erkek yerine, 60 erkekle sinirlandirildi.Ancak bunlarin köle yada parali asker olmasi gerekir. Çünkü Arnuwundas bunlardan bayraga saygi beklemiyordu. Mülteciler Ismerika halkini korkutmamali, aksine onun ordusunun düzenine uymalidir.Eger bir kent, ev yada tek bir adam(erkek) sadakatsizlesir ya da suç isler ise suçlu erkek öldürülmeli, sehir imha edilmeli, tebaa ve köleler Hitit Kralina gönderilmeli, Fakat davar Ismerika halki tarafindan alikonulabilir. Bunlar yani yukarida belirtilenler, Hitit mitanniler arasinda olan sözlesmenin bize ulasabildigi kadariyla en önemli hükümleridir. Hititler ele geçirdigi bölgeyi iyi yönetememistir.Kendilerine bagli kralliklarin ihtiyaçlarina cevap veremediklerinden yikilmislardir. Hititler yikidiktan yarim yüzyil sonra Marmaradan doguda Asur topraklarina kadar iç Anadolu'nun tümünü kapsayan Frig kralligi kuruldu.Frigler Asur kaynakalarinda "Muskiler" Olarak geçmektedir. Bunlar Kuzey Suriye ve Mezopotamya sinirlarinda daglik bölgede yasiyorlardi ve Asurlular ile çok uzun süre bir mücadele etmis. Bazen de onlarla ortaklik kurmuslardir.

URATTULAR

Urartu Krali I.Argritis batida Supa(Elazig), malatyadaki Khata Beyligi Ve Urfa-Diyarbakir arasindaki Kummuh Kralliklarini Urartu'ya bagladi.Bundan önce Kummuh Kraligi sinirlari Içerisinde bulunan Siverek bu dönemden itibaren Urartularin hakimiyetibne geçmistir. Ancak Urartular döneminde Siverek ile ilgili henüz herhangi bir belgeye rastlanmamistir.

ASURLAR

Anadoluda M.Ö. 19-18. yy. arasindaki zamana "Asur ticaret kolonileri çagi" denilmektedir. "Kültege Çagi"da denilen bu çag, Orta Bronz Devrinin ilk safhasina rastlamaktadir. Kültepe'de bulunan tabletlerde Anadoluya ait yüzlerce sehir adi geçmektedir. Asurlar koloniler halinde yasamaktadirlar ve Anadolu Kralliklarinin egemenliklerinde idiler. Bu küçük devletler zaman zaman birbirleriyle savasiyor, bazende itifak yapiyorlardi. Mezopotamya, Orta Anadolu Ve Kuzey Suriye ile ilk canli dis ticareti kurmuslardi. Asurlar uzun bir süre Misir ve Hitit Kralliklarina bagli kaldilar.Asurlularin Orta Anadoluda faaliyet gösterdikleri sirada Dogu ve Güneydogu Anadolu'da Hurrilerin hüküm sürdükleri bilinmektedir. M.Ö. 105'te Asur Krali Adad Nirari basa geçmistir.Adad Nirari'den sonra tahta geçen I.Salmanasar dönemi(M.Ö. 1290)sürekli savaslarla geçen bir dönemdir.Karacadag bölgesinde yasayan Aramilere savas açan I Salmanasar Siverek ve urfa bölgelerini ele geçirerek Firat'a kadar ilerledi.Fakat arkadan çikan karisikliklardan dolayi çabuk geri çekilmek zorunda kaldi. M.Ö. 1060 yilinda Asurlularda çöküs devri baslayinca, bölgenin büyük güçlerinden Hitit Devleti ile ittifak yaptilar. Böylece Klikya, Malatya, Karacadag, Zara dagi bölgeleri Ve Habur Havzasi gibi bütün Arami emaretleri Asur Boyundurugundan kurtuldular. Kinabu(Siverek) Asurlular zamaninda yapilmis olan askeri kuruluslar seklinde kolonilerden biriydi.Asuriye hükümeti Tashona, Damdamuza(Ergani) Ve Kinabu(Siverek) kasabalarinda daima askeri bir kuvvet bulundurarak, ilerisi için buralari kendine birer isnat noktasi yapmak istemisti. Ancak bu noktalar zaman zaman Asur egemenliklerini tanimiyarak kendi baslarina hareket etmislerdir Asurlular egemenliginde bulunan, Siverek ve çevresinde genis bir sahada hüküm süren Komuklar ayaklanmak için firsat kolluyorlardi. Komuklar ayaklandi bu ayaklanmayi Kinabu(Siverek)kalesi komutani Hulay idare etmis ve elinin altindaki kuvvetlerle Damdamuza'yi kusatmisti. Asur Krali Asur Nazirpal'a bu bilgiler, Ninova'da çöl kabile reislerinden birinin getirdigi altin ve gümüs hediyeleri almakla mesgul iken yetismis ve imparatorun sevinci üzüntüye dönüsmüstür. Hulay, Asur ordusunun gelmeden önce kaleyi kolayca alacagini ümit etmisti. Fakat aradan günler geçmesine ragmen kale düsmüyordu. Bir taraftan da Asur ordusunun hareketi ve yaklastigi haberleri duyulmus, kusaticilar telas ve endiseye kapilmislardi. Hatta bu telaslar müttefiklerin arasindaki ahenk ve beraberligi bozmus, Hulay yeterli olmayan bir kuvvetle kaldigindan kusatmadan vazgeçerek Kinabu'ya dogru geri çekilmeye mecbur olmustur. Asur ordusu Ninova'dan süratle hareket etmis ve Asur Nazirpal Diclenin batisina geçmezden önce Toshar'a gelmis ve Izalli'nin (NUsaybinin) vergisini almistir. Asur ordusu Kinabu civarinda Müttefik kuvvetler tarafindan karsilandi. Yapilan büyük savas Komuklar aleyhinde sonuçlandi. Parçalanan müttefiklerinden bir kismi Kinabu Kalesine sigindi. Nirbular güneye dogru çekildiler. Kalenin 3500 savunucusundan 600 kadarini öldürdüler ve geri kalanlari esir aldilar. Esirler imparatorun emriyle diri diri yakildilar. Narira ahalisi 350 silahla Kinabu'nun yardimina kostu ancak Asurlular bunlarida öldürdüler. Sadece Ellisi kurtuldu. Digerlerini de diri diri yaktilar. (Karacadag) eteginde kendi beyliklerinin merkezi olan Tella(Viransehir)'e Siginmislardi.Ancak Asurlular burayida ele geçirdiler.Asur Nazirpal'in Kendi söyleyisiyle bunlarin 3000'nini Mahvederek sehre girmis ve esir düsen Nirbular'in ileri gelenlerini yakmaya mahkum etmistir.Kalanlarin elleri, burunlari, kulaklari kesilmis ve çogunun gözleri oyulmus, derileri yüzülmüstür. Zaman Zaman Asurlularin elinden alinan Karacadag bölgesi ve Kuzey el-Cezire'deki sehirler Kral Salmanasar tarafindan M.Ö. 835 yilinda geri alinmistir.

ARAMILER

Aramiler M.Ö. 1345 yilinda Karacadag bölgesine hakim olup Asurlularla sürekli mücadele ediyorlardi. Uzun süre süren bu mücadelelerden sonra Asur Krali I.Adad Nirari, Habur suyundan Babil hududuna kadar uzanan bölgedeki Aramiler hakimiyetinde bulunan bölgeyi isgal etti.Resulayn(Ceylanpinar) ve çevresini de aldi.M.Ö. 1290 yilinda Adan Nirari'nin yerine geçen Kral Salmanasar Karacadag bölgesinde yasayan Aramiler üzerine yeniden akinlar yapmaya basladi.Karacadag bölgesine yapilan akinlar sirasinda Siverek ve çevresi Asurlularin yagmasina ugramistir. M.Ö. 1060 yilinda Hitit Devletlerinin itifak yapmasi sonucu, Asur ordulari Karakamis civarinda Hititler karsisinda yenilgiye ugradilar. Böylece daha önceleri Asurlulara boyun egmis olan Klikya, Malatya, Karacadag, Zara Daglari bölgeleri, Habur havzasi ve bütün Arami bölgesi Asur egemenliginden kurtulmustur. Bir müddet sonra yeniden Aramilerin etkin oldugu Siverek, daha sonra Asur Hükümdari Asur Nazarbal tarafindan tekrar alindi. Böylece Siverek bölgesindeki Arami hakimiyeti son bulmustur.

MEDLER

Uzun zaman Anadoluya hakim olan Kimmerler, buradan çekildikten sonra bölgede Med Hakimiyeti baslamistir. M.Ö. 608 yilinda Iskitler, Kirim Türkleri ve Medler bir anlasma yaptilar. Asurlularin Kalde Valisi Nebu Palasar da bu ittifaka girdi. Anlasan bu kuvvetler Asurlulari yenerek Mezopotamyayi aldilar. Bu savasta Nineva(Musul) yagmalandi.Kuzey El-Cezire'deki Nusaybin, Urfa, Resulayn'dan baska saglam bir kasaba kalmamistir.Bu durum Siverek'in çesitli zamanlarda meydana gelen istilalar neticesinde harebeye döndügü tezini dogrulamaktadir.Asur topraklari paylasilinca Anadolu Med'lerin payina düstü.Savas sonucunda Kizilirmak Nehrine kadar bütün Dogu Anadolu'ya Medler hakim olmuslardir. Med Krali Keyaksar'in yerine geçen Kral Astiag2i Pers Prensi Kyrus yenince Anadoludaki Med egemenligi Perslere geçmistir

PERSLER

M.Ö. 539 yilinda Babil'i zapt ederek bütün Mezopotamya'ya egemen oldular. Sinirlari oldukça genisleyen Pers Imparatorlugunda II. Kambis'in ölümüyle yerine Imparator olan Darius, ülkede çikan karisikliklari düzeltmis ve tekrar Dicle-Firat havzalarini kontrol altina almistir.Bu dönemde Pers imparatorlugunun sinirlari, Hindistandan Karadeniz'e Misirdan ege ve Akdeniz kiylarinada kadar uzanan çok genis bir cografyayi kapsiyordu.Anadolu tamamen bu imparatorlugun parçasi olmustu ve ikiyüz yil kadar böyle sürmüstür.Uzun süre yunanlilarla mücadele veren Persler Avrupaya kadar yayilmislardir. Böylece Siverek ve çevresinde Iran egemenligi baslamis oldu. Pers krali III.Darius Makedonya Krali Iskender tarafindan maglup edilmesiyle Pers Imparatorlugu tarihe gömüldü.

MEKADONYALILAR

M.Ö. 331 yilinda Mezopotamyadaki fetihlerini sürdüren Iskender Urfa, Siverek ve Diyarbakir çevresindeki yerlesim birimlerinin tümünü Mekedonya imparatorluguna katti.Büyük Iskenderin genç yasta ölmesiyle ülkesi, ailesi ve komutanlari arasinda çikan taht kavgalari neticinde bes bölgeye ayrilarak paylasildi. Siverek bölgesi Diyarbakir ve Urfa ile birlikte General Selevkos'un idaresinde kaldi.


SELEVKOSLAR

M.Ö. 331 yilinda Mezopotamyadaki fetihlerini sürdüren Iskender Urfa, Siverek ve Diyarbakir çevresindeki yerlesim birimlerinin tümünü Mekedonya imparatorluguna katti.Büyük Iskenderin genç yasta ölmesiyle ülkesi, ailesi ve komutanlari arasinda çikan taht kavgalari neticinde bes bölgeye ayrilarak paylasildi. Siverek bölgesi Diyarbakir ve Urfa ile birlikte General Selevkos'un idaresinde kaldi.

ROMALILAR

Roma Imparatoru Markus Crasus bölgedeki önemli rakibi olan Partlari ortadan kaldirmak amaciyla M.Ö 55 yilinda Suriye'ye gelerek Urfa'daki Abgar Kralligi bölgesine girdi.Crasus 50.000 kisilik kuvvetiyle Harran'a geldi.Ancak Part Krali I.Orod'un Ordusunun Süvari kuvvetleri komutani Suren tarafindan kusatilarak bozguna ugratildi. Böylece Suriye Abgar Kraligi ve Diyarbakir bölgeside dahil olmak üzere 15 yil Part isgali altinda kaldi. daha sonra M.Ö 9 Haziran 38'de Antakya'nin dogusunda yapilan savasta Romali'lar Partlari yenerek Part ordusu komutani Parkor'u öldürünce Diyarbakir dahil olmak üzere bölge tekrar Romalilara kaldi. Bundan sonra Siverek, Diyarbakir, Urfa bölgeleri Romalilarin eline geçmistir. M.S. 253 yilinda Mezopotamya bölgesine giren Sasaniler önemli kale ve sehirleri almislardir.Bölgeyi tekrar Sasanilerden almak amaciyla harekete geçen Romalilar, Sasaniler tarafindan yenilgiye ugratilmistir. Bu savaslarin sonucunda Roma Imparatoru Valeianus Urfa taraflarinda yapilan savasta yenilmis ve sürgün edildigi Babil'de ölmüstür.M.S 349 yilinda bölgenin önemli sehirlerinden olan Diyarbakir'a Mezopotamya bölgesinden gelebilecek saldirilara karsi ön karakol olarak kullanilmak üzere Siverek'te sehrin tam ortasinda bulunan kale yaptirildi. Aslinda bu kale daha önce Asurlular tarafindan yaptirilmis ve Medlerin saldirilari üzerine yangin geçirerek harebe haline gelmisti. Harebeye dönen bu kalede yasayanlar bu durum üzerine burayi terk ederek Suriyeye göç etmislerdi. Romalilar bu kale kalintisi malzemesinden faydalanarak kaleyi yeniden insa etmisler ve ön karakol olarak kullanmislaridir.

SASANILER

Iran'in güneyinden Persler yabanci sayilan Partlarin hakimiyetini çekememekte ve onlara karsi derin bir kin düsmanlik beslemekteydiler. Çünkü partlarda Yunan kültürü hakimdi.M.S 226 yilinda Ardesir tarafindan isyan çikarildi ve Part Krali 5.Artaban öldürüldü.Part Devleti ortadan kaldirilarak yerine Sasani Devleti kuruldu. M.S. 259 yilindan itibaren Siverek ve Çevresine sahip olan Sasani Krali Ardesir'in ölümünden sonra yerine I.Sapur hükümdar olarak bölgede Romalilarla mücadeleye basladi. Sapurdan sonra gelen Sasani Hükümdarlari Romalilara karsi direnemeyince Mezopotamya Ve Armanya Sasanilerin elinden çikti. Siverek Kalesi M.S. 359 yilinda Romalilar tarafindan yeniden insasindan 10 yil sonra Sasani Hükümdari II. Sapur tarafinda Diyarbakir Kalesi ile birlikte kusatilmis ve muhafizlari öldürerek kale yerle bir edilmistir. Bu dönemlerde Siverek'in küçük bir yerlesim birimi oldugu kaynaklarda belirtilmektdir. Sik sik çevredeki Arap asiretlerinin saldirisina ugruyor mallari yagma edilerek halki öldürülüyor idi.

BIZANSLILAR

M.S 395 yilinda Roma Imparatorlugunun Dogu ve Bati olarak ikiye ayrilmasi ile birlikte Sovorak(Siverek)'in de içinde bulundugu Osroene vilayeti Dogu Romanin yani Bizans'in hakimiyetine girmistir. M.S. 637 yilina kadar Bizans Hakimiyetinde kalan Siverek bu tarihte Araplarin Mezopotamya Bmlgesini Fetih etmeye baslamasiyla birlikte degismistir. M.S. 688 yilinda Bizanslilar Araplarin elinde bulunan Siverek'e saldidilar, ancak alamadilar M.S. 1030 yilinda Urfa ile birlikte Siverek de Bizanslarin sinirlarina dahil oldu ve Suriye Valiligine baglandi. Bizanslarin bu dönemlerde Araplarin saldirilarina karsi Siverek Kalesinin surlarini tamir ederek güçlendikleri bilinmektedir.

ARAPLAR

Siverek Hz. Ömer'in halifeligi sirasinda Bizans hakimiyetinde bulunuyordu.Islam ordulari devletin fetih politikalari çercevesinde Bizans imparatoru Heraklius'u yenerek Suriyeyi alarak Mezopotamyanin fethine basladilar. 637 yilinda Iyaz bin Ganem komutasindaki Islam ordulari fetihlerle, Urfa, Diyarbakir, Palu gibi önemli merkezleri almislardir.Amid'i alan Müslümanlar Daha sonra Süveyda(Siverek) ile birlikte Silvan'i da ele geçirmislerdir. Bölge fetih edildikten sonra Iyaz Bin Ganem vali olarak tayin edildi. Onun ölümünden sonra Said Bin Hazim vali olarak atanmistir. Daha sonra Amir Bin Sadullah-i Ansari vali olarak görev yapmistir. Hz. Osman döneminde El-Cezire ,(Diyar-i Mudar)Urfa Bölgesi, Diyar-i Riba, Diyar-i Bekir ismiyle 3 bölgeye ayrilmisti.Hz. Alinin 24 Ocak 661 tarihinde sehit edilmesiyle bu bölgelerin yönetimi Emevilere geçti.Bu dönemde bölge merkezden tayin edilen valiler tarafinda yönetilirdi. Daha sonra Emevileri Iranlilarin ve Türklerin yardimiyla ortadan kaldiran Abbasiler bölgeye egemen olmustur.Daha sonra bölgede Hamdani ve Mervaniler etkili olmustur

SELÇUKLULAR

Oguzlarin Kinik boyuna mensup Selçuklular, Oguz Yabgu Devletinden ayrilarak baslarinda Selçuk Bey Oldugu halde Cend sehrine gelerek Burada müstakil bir beylik kurdular.1035 yilinda Çagri Bey komutasindaki Selçuklu birlikleri Anadoluya kesif akinlari yapmislardir. 1040 Dandanakan savasi neticesinde resmen Büyük Selçuklu Devletinin ilk hükümdari Tugrul Bey olmustur. 1063 yilinda Tugrul Bey öldü.Sultan Tugrul Bey çocugu olmadigi için ölmeden önce yerine kardesi Çagri Bey'in ogullarindan Süleyman'i veliaht tayin etmisti. Ancak tahti kardesine birakmayan istemeyen Çagri Beyin öteki oglu Alparslan Kendini sultan ilan etmis ve kazvin sehrinde kendi adina hutbe okutmustu.Selçuklu Hanedanindan Aslan Yabgunun oglu Kutalmis'ta hükümdarlik idiasiyla orataya çikmisti.Kutalmis ile Alparslan Damegan civarinda karsilasti. Yapilan savasta Kutalmis maglup oldu.(1064) Kutalmis'in attan düsüp ölmesi üzerine Alparslan onun bütün ailesini Birecik, Siverek ve Urfa yöresine sürgün etti. Bir müddet ülke içerisinde Süküneti saglayan Sultan Alparslan, Ana yurtta çikan bazi huzursuzluklari önlemek ve bazi fetihler yapmak yapmak amaciyla Anadoludan ayrilinca kendi emir ve kumandanlarina Anadolu'da fetihlere devam etmelerini emretti.Alparslan doguda 2 yil mesgul oldugu sirada Anadoluda fetihlerine kumandanlari devam etmislerdir. Bu kumandanlardan Horadan Salari Tulhum'u bir müddet muhasara altinda tuttuktan sonra Bizans hakimiyetinde bulunan Urfa bölgesine geldi.O dönemde Siverek ücretli Frank askerleri tarafindan savunulan güçlü bir kale idi. Horasan Salari Siverek'e hücum etti.(1065)Ancak basarili olamadi. Bölgenin ele geçirilmesi için Siverek'in mutlaka düsürülmesi gerektigini düsünen Horasan Salari çevreden yardimci kuvvetler alarak tekrar Siverek, Nisibin bölgelerini yagmaladi ve Urfa civarina inerek Enzeli'yi aldi.ertesi yil (1066)Alparslan kumandanlarindan Hacip Gümüstekin, maiyetinde Afsin ve Ahmedsah gibi Selçuklu kumandanlari oldugu halde, daha önce Horasan Salari tarafindan kusatilan Tulhum Bölgesine girdi. T'letut adli bir kaleyi hücumla aldi ve buradan Nisibin üzerine yürüdü.Fakat alamadi bunun üzerine Nisibin yakinlarinda sig bir yerden Firat'i geçerek Hisn-i Mansur(Adiyaman) bölgesine girdi. Adiyaman bölgesini 3 gün boyunca yagmaladi.Bu sirada Nisibin komutani olan Aruandanos, 10.000 kisilik bir Bizans kuvvetinin yardimiyla Selçuklu ordusuna baskin yapmak istedi. Fakat Hosin kalesi civarinda yapilan savasta agir bir yenilgiye ugrayarak esir düstü. Ordusu dagilan Aruandanos Urfa valisi tarafindan agir bir fidye karsiliginda Selçuklulardan geri alindi. Kumandanlar tarafindan alinmayan Siverek, Alparslanin tekrar bölgeye gelmesiyle Selçuklularin dikkatini çekmistir. 1070 yilinda Diyarbakirdan Siverek'e yürüyen Sultan Alparslan Bizanslara ait Telhum Siverek kalelerini süratle düsürerek, oradan Urfaya gitti.Dönemin ünlü tarihçisi Urfali Mateos "Vakayiname" adli eserinde Sultan Alparslanin 1070 yilinda Diyarbakir'a geldigini oradan Tilkhum kalesini kusatip aldiktan sonra Siverek'e geldigini, Siverek yakinlarinda bulunan meshur Tiltorav Kalesini ve Arüdzatil'e(Aslan Kale) hücum ettigini ve kanli bir savasla burayi aldigini yazamaktadir.Tiltorav Kalesini zap eden Alparslanin sayisiz esir ve emanetle Urfaya döndügünü yazmaktadir. Daha sonra Siverek tekrar Bizanslilarin eline geçmis ancak Meliksah döneminde Bozan Bey tarafindan yeniden Selçuklular tarafindan feth edilmistir. Artuk Arslan'in Diyarbakir ve çevresindeki Eyyubi topraklarini almak üzere kiskirttigi Anadolu Selçuklu Sultani Keykubad, ortami da uygun bularak Kahta Valisi Seyü'd Devleyi pek çok emirle birlikte Mardin Hükümdarina destek vermek üzere yöreye sevk etti. Vali Firat'i geçerek hemen Siverek bölgelerine girdi. Siverek Katina ve Siverek beldelerini ele geçirerek Siverek sehrine giren Vali buradan aldigi esirler ile tekrar Kahta'ya döndü. Anadolu da Bulunan Eyyubi Sultani Melik Kamil, 1233 yili baslarinda Misir'a döndügü siralarda Selçuklu ordusu Ahlat ve civarinin fethini gerçeklestirmisti. Selçuklular buradan civar mühitlere düzenledikleri akinlarla Gerger, Babillu, Gürfezak, Erzen, Siverek Rakka, Harran, Urfa ile Amid'e bagli bazi yerlere kadar vardilar, bunlardan bazilarini aldilar bir kismini da kalelerini muhasara ettiler. Eyyubi Sultani Melik Kamil, Alaeddin Keykubat'in fetih ettigi Adiyaman'i kusatip kalesini tahrip etti. Oradan Firat Nehrini geçerek Siverek'e vardi.Kendisi Siverek'te kalarak askerlerinin bir kismini Çermik, Ergani ve Hazar Gölü yoluyla Harputa gönderdi.Ancak buralarda yapilan savaslarda Eyyubiler yenilerek bir kisim askerleri esir edildi. Bu sirada Melik Kamil Siverek'te bulunuyordu.Yenilgi haberini alan Melik Kamil Siverek'ten ayrilarak Misir'a gitti. 1235 yilinda Alaeddin Keykubat 50.000 kisilik kuvvet, Kemalettin Kamyar ve diger devlet adamlri ile birlikte Kayseri'den Malatya'ya hareket etti.Sultan Malatya'da kalarak Kemalettin Kamyar komutasindaki ordusunu Urfa, Harran, Suruç, Rakka, Siverek, Amid, sehirlerinin fethine gönderdi. Bu sehirler Eyyubi Sultani Melik Kamil'in elinde bulunmakta idi.Haziran ayinda Selçuklu ordusu Urfa'yi kusatti.Ordunun bir kismida Siverek, Rakka ve Harran'i kolaylikla aldi.Alinan sehirlerin anahtarlari Malatya'da bulunan Sultana getirildi. Selçulu idaresinde bulunan Harzemliler, Reisleri Kayirhan'in Giyaseddin Keyhüsrev tarafindan hapsedilip öldürülmesiyle Siverek ve Samsat bölgelerine inerek buralari yagmaladilar. Böylece Siverek uzun süre Selçuklu hakimiyetinde kalmistir. Anadolu Selçuklu Devletinin Kösedag savasindan sonra yikilma sürecine girmesiyle birlikte bölgedeki Türkmen Asiretleri bagimsiz hareket etmeye basladilar. Bundan sonra Oguzlarin Döger Asiretinden Türkmenlerin kurduklari Salimbey ve Ogulllari Asireti, Urfa, Siverek ve Harran'a hakim olmuslardir.

HAÇLI KONTLUGU DÖNEMINDE SIVEREK

Suriye Selçuklulari zamaninda bu devletin hakimiyetine giren Urfa'nin idaresi Selçuklulara bagli kalmak sartiyla Ermeni asilli Thoros'a verilmistir. Ancak Suriye Selçuklu Sultani Melik Tutus'un ölmesi ile Thoros kentin tümüne hakim olarak bagimsiz hareket etmeye basladi. Ocak 1098'de Thoros, Haçli Ordusunun Ermenilere yardim saglamak ve kendi iktidarini güçlendirmek amaciyla Urfa'ya davet etti. Haçli ordusu Urfa'ya gelince, ordusunun basinda bulunab Baudouin ve Thoros beraber Samsati ele geçirmek üzere hareket ederler.Ancak burada yapilan savaslarda büyük yenilgiye ugrarlar.Bu hezimetten sonra Urfa halki Thoros'u öldürür ve Urfayi Frank asilli Baudouin'e verirler.Urfa Haçli Kontlugunun kurucusu Baudouin de Boulgone'dir.Ayni sahis Dogu Frank Devletinin de kurucusudur. Gergeri 1123 yili ortalarinda Belek bey zamaninda zaptedilmis, fakat bu güçlü Türk Beyinin ölümü üzerine(1124) yeniden haçlilarin eline düsmüstü. Tarihçi Süryani Mikhail'in bildirdigine göre Siverek Türklerinin, Gerger Hakimi Mikhail'i Firat kiyisinda bulunan Zizona'da (Gerger yakinlarinda bir yer oldugu tahmin edilmektedir) kistirdiklarini ve onu ancak ati ile suyu atlayarak canini kurtarabildigi yazmaktadir. Urfa Haçli Kontluguna 1144 yilinda Türkler son vermistir. Daha sonra Eyyubiler, Artukogullari, Salimbeyogullari, Sökmenliler, Harzemliler, Mogollar, Karakoyunlular, Akkoyunlular bölgede hakim olmuslardir, taki Osmanlilara kadar.

OSMANLILAR

Siverek ilk defa 1517 yilinda Osmanlilarin eline geçti. Yavuz Sultan Selim Mercidabik Savasi sirasinda Siverek'i Osmanli topraklarina katmistir.Ancak Safeviler 1522 yilinda Siverek'e bir daha girdiler.1535 yilinda Irakeyn seferine çikan Kanuni Sultan Süleyman hastalaninca Karacadag'da konaklamis ve oradaki suyla sifa bulmustur.Iste bu sirada Siverek Osmanli hakimiyetine girmistir.Bu dönemde pek çok imar faaliyetine sahne olan Siverek'te camiler,hanlar,hamamlar,çesmeler ve çarsilar yapilarak Siverek kalesi de yeniden tamir edilmistir.1908'de Viransehir,Çermik ve Karacurun (Hilvan) kendisine baglanarak mutasarriflik yapilmistir.

CUMHURIYET DÖNEMINDE SIVEREK

Yukarida görüldügü gibi bir çok kavimlere besiklik eden, saadeti de sekaveti de gören,eyalet merkezliginden köye, köyden mutasarrifliga inip çikan ve tarihin dalgalarina karsi direnerek ayakta durmayi basaran Siverek,Osmanli devletinin yikilisinin ardindan Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasiyla yeni bir döneme girmistir. Daha önceki dönemlerinde Baskentlik, Eyalet,Sancaklik, mutasarriflik ve vilayetlik gibi asamalar geçiren Siverek,Cumhuriyet dönemine Diyarbakir vilayetine bagli sancak olarak girmektedir. Milli Mücadelede göstermis oldugu büyük kahramanliklardan ve bagliliktan dolayi 1923 yilinda Viransehir ve Çermik ilçeleri de kendisine baglanarak vilayetlikle mükafatlandirilmistir. 1926 yilina kadar vilayet kalan Siverek, kurtulus savasinin vermis oldugu agir harabiyete ragmen sosyal, kültürel, egitim ve ekonomik açidan sehir olma vasfini koruyordu. Siverek tam kalkinma ve gelisme devresine girecegi sirada,asiretler arasindaki çekismeler ve yerel yöneticilerin de istegiyle 1926 yilinda ilçe yapilarak Urfa'ya baglanmistir. Ilçe yapilmasiyla beraber adeta gelismesine set çekilmistir. Bu dönemden itibaren bir çok alanlarda gerileme baslamistir. 4314 Km2 yüzölçümüne sahip olan Siverek, 2 veya 3 (Tuceli, Aksaray,...)il merkezi hariç tüm, illerin ilçe merkezi yüz ölçümlerinden büyüktür ve her yönüyle gelismeye müsaittir. Siverek'te belediye Cumhuriyet'ten önce kurulmustur. Ilçe olmadan önceki Siverek'in gelismisligini anlamak için asagidaki bilgileri okumak yeterlidir. 1893 Osmanli nüfus sayimlarinda Siverek'in merkez nüfusu 30.713 tür l905 Diyarbakir vilayet salnamesinde 35,000.Ayni salnamede bir hükümet konagi, iki cami,üç mescit,bir kilise,iki medrese(Lise sonrasi okul) bir Idadiye (Lise), bir Rüstiye (Orta okul), üç iptidaiye (Ilk okul), alti sübyan mektebi (ana okulu),dört azinlik okulu (Gayri müslim okullari), dört han, iki hamam, bir çarsi ,ve bes çesme oldugu yazilmaktadir. Ilçe olduktan sonra, egitim yuvalarinin çogu kapanmistir.Uzun yillar sadece bir kaç ilk okul ile egitime devam etmistir.Bunun disinda diger konularda da Siverek gerilemeye devam etmistir.Belediyece bazi çalismalar yapildiysa da bunun yeterli oldugu söylenemez. l945 yillarina kadar gün be gün gerileyen Siverekte, aydin insanlar ve basinin büyük çaba ve mücadeleleri neticesinde 1946 yilinda Siverek orta okulu açilmistir,l947 yilinda ilk defa , 1970 yilinda ise ikinci sehir plani çalismalari yapilmistir,l950 de içme suyu l953 de ise elektrik sebekesi yapilmistir. Siverek belediyesi kendi imkanlariyla hizmetlerini devam ettirerek basta ana caddeler olmak üzere yas ve kuru hal pazari,eski bugday pazari yiktirilip yerine betonarme bugday pazari yapilmis bundan baska kasaplar ve manavlar çarsisi,içinde küçük sanayi sitesinin de yer aldigi sehirler arasi otobüs terminali,halkin en önemli geçim kaynagi olan hayvan pazarinin tesisi tamamlanmistir.l963 te ilçe halk kütüphanesi, 19.. yilinda Siverek'in en önemli tesislerinden olan ve Türkiye süt endüstrisi kurumu (SEK) tarafindan kurulan "Süt ve Tereyagi Fabrikasi" açilmistir. 1923 ile 1996 yillari arasindaki 73 yillik dönemde Siverek gelmesi gereken seviyeye ne yazik ki gelememistir Nedeni ise yetkililerin sorumsuzluk, ilgisizlik, cehalet, kan davasi , kültür ve egitim eksikligi, anarsi , terör beyin ve sermaye göçü ve en önemlisi BAHTSIZLIK. Bir zamanlar kültür seviyesi yüksek olan Siverek aydinlarinin günden güne baska sehirlere göç etmesi,aydin insan nüfusunu azaltmis,köyden sehre akan göçler ise egitim ve kültür seviyesini iyice düsürüp Siverek'e büyük bir köy ya da sehir-köy manzarasi vermistir. 1974'te yetersiz kalan hükümet binasinin yerine yenisi yapildi Siverek ilçe olmadan (1926) evvel egitime açik olan idadi mektebi (Lise) kapandiktan 37,38 yil sonra l965 yilinda yine aydinlarin ve yerel basinin çaba ve mücadeleleriyle egitime açilmistir. Ondan sonraki zaman içerisinde gerçekten kayda deger sosyal ve kültürel faaliyet görülmemistir.1965'ten sonra Lise ve dengi egitim alaninda bir çok dallarda okullar açildi. 1980 öncesi terörden en çok etkilenen yerlerden biri olan Siverek,ilçe disina en fazla göçün verildigi bir dönemi yasamistir.Bu göçlerle beraber her alanda gerilemeler görülmüs, göçen halkin çogunlugunu sehirli Siverekliler olusturdugundan dolayi bu göç olayi ile beraber Siverek'teki sosyal,kültürel ve ekonomik hayati da beraberinde alip götürmüstür.Dolayisiyla sehirlilik kültürü azalmistir. Geride kan davalari,fakirlik,cehalet gibi pek çok olumsuzluklar kalmistir. Göçlerden sonra hayat felce ugramis,sehir degisik bir kültür ve degisik sosyal hayatla tanismistir. Yaklasik olarak her 15 yilda bir meydana gelen göç olaylari beraberinde degisik problemleri de getirmistir.

Not:Tarihi ve Kültürü ile Siverek Kitabindan Alintidir.

"Tarihi ve Kültürüyle Siverek"

Ramazan Özgültekin, Hüseyin Demirbag ,Ekrem Akman ,Kadir Sun

Siverek Kaymakamligi Yayinlari No:4 Haziran 2003

Anasayfa

Anasayfa

Anketimiz
SİVEREK'iN BEĞENİLİR KÖŞE YAZARI?

M.Şükrü DOLAŞ
Ali LEYLAK
Koçali AYMAZ
Kemal SİYAHHAN
Mehmet SEZGİN
Hasan BAYDİLLİ
Mustafa KARADAĞLI
Rıfat MERTOĞLU
Ramazan BENZER



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy 186

Köşe Yazıları

Ali Leylak
''ZOR''


Hasan Baydilli
KİBİR RUHU KİRLETİR


Kemal Siyahhan
MARDİN-MİDYAT


Koçali Aymaz
''SİVEREK’E İLÇE İDARESİNİN ZARARLARI''


M.Şükrü Dolaş
SİVEREK’TE NEVROZ VE SAĞDUYU


Mehmet Sezgin
''AÇLIK GREVİNDEYİZ''


Mustafa Karadağlı
DAVETÇİ


Nazlı NOMER
SİGARA YASAĞINA UYALIM UYMAYANLARI UYARALIM!!!


Nurcan Ekiici
Koçali Aymaz Bulvarı


Ramazan Benzer
ZAMAN BU KADAR DEĞİŞTİ Mİ ?


Rıfat Mertoğlu
''İçindeki Çocuğa Sarıl''


Üye Girişi
Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
(Kayıt Ol)
Üyelik:
Son Üye: HaKaN
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 12

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 2
Üye: 0
Toplam: 2

© 2008 © firatinsesi.net Tüm Hakları Saklıdır.
Sitede yer alan yazılardan, yazarları ve kaynakları sorumludur. Sitede Yer Alan Bütün içerikler izinsiz Kopyalanamaz.